Orijinalini görmek için tıklayınız : Planör başlangıç pilotaj bilgileri
Bu başlık altında planöre yeni başlayanlar için önemli ve gerekli bilgileri toparlamaya çalışacağım. Aslında Yeni başlayanlar başlığına daha uygun bir konu ancak planörün çok daha farklı bir model olması nedeniyle buraya açmayı uygun buldum. Bu aşamaları çoktan geçmiş ustaların katkıları ile acemiler için rehber gibi bir başlık olacağını düşünüyorum. Benim gibi yeni başlayanlar için de soruların sorulacağı, yeni öğrendiklerimizin buraya yazılarak öğrendiklerimizi onaylatma yeri gibi kullanılacağı sohbeti bol bir başlık olmasını diliyorum.
Sayfalar ilerledikçe ileri seviye uçuş tekniklerini de yazışabilirsek baştan başlayıp sona doğru okuyan biri kendini aşama aşama bilgilendirme şansını yakalayacaktır.
Konunun fazla dağılmaması için yapım teknikleri, montaj gibi konulardan uzak durup sadece pilotaj konusunu işleyebilirsek daha verimli olacaktır.
Planörlerde Hi-start (Bungee) Kullanımı
Dün yabancı forumlarda dolaşırken aşağıdakine benzer bir yazı okudum. Bu konuda Türkçe kaynak sıkıntısını da düşününce bu işe yeni başlayacak insanlar için bir referans olması açısından biraz daha döküman okuyup bir kısmını çevirmek, bir kısmını da kendi tecrübelerimi aktarmak şeklinde oluşturduğum böyle bir yazı çıktı ortaya. Ustalardan ekleme düzeltme olursa yazıyı revize ederim hemen. Gözümden kaçan veya aklıma gelmeyen detaylar varsa lütfen söyleyiniz. Eğer sakıncası yoksa Süzülücüler forum başlığına sticky olarak da koyulabilir. Bizler bu işe gönül veren siz abilerimiz ve dostlarımızdan öğrenmeye çalışıyoruz bu işi. Öğrendiğimiz kadarını öğretmek-yaymak da size olan borcumuzu ödememize yardımcı olur bir nebze diye düşündüm.
BİR Hİ-START (BUNGEE) KULLANMAYI ÖĞRENMEK
Belkide etrafımızda planörleri uçuran insanları pek fazla görmeyişimizin sebeplerinden biri bir çok modelcinin bu uçakların nasıl havaya çıktığını anlamadıklarından olabilir. Birisi bu insanlara bir hi-start sisteminden bahsettiğinde ise görmedikçe kafalarında tam olarak canlandıramıyorlar. Gerçektende ben ilk çıkışımı yapmadan evvel videolarını izlemiş olmama rağmen gerçekte nasıl olduğunu çok merak ediyordum ve uçağın bir hi-start sistemi ile havaya fırlayışı beni büyülemişti. Uçağın gökyüzüne doğru tırmanışı ardından kancadan kurtulup sessiz ve sükunet içerisinde havada süzülüşü çok heyecan veren bir deneyimdi.
Bir hi-start videosu
http://www.youtube.com/watch?v=JGvhxIICR48
JGvhxIICR48
HI-START (BUNGEE) İLE FIRLATMA - Hazırlık
İlk olarak burada bahsedilecek konu yarışma antrenmanı niteliğindeki daha yükseğe yapılan, uçağı yüksek stres altına sokan çıkışlardan daha ziyade güvenli spor çıkışlardır. Bu işi ilk defa yapacaklar için önemli olan ve üstünde durulması gereken husus güvenli bir şekilde uçağınızı havaya çıkarmaktır. Daha yüksek çıkışlar ardından gelecektir.
İkinci husus eğer mümkün ise bu işi daha evvel yapmış biriniden yardım almaktır. Eğer böyle birisini bulursanız bu yazıyı okumanıza da zaten gerek yoktur. Yazının hedef kitlesi yardım alacak birisini bulamayıp bunu tek başına denemeye karar veren o cesur modelcilerdir
Üçüncü husus planörünüz ne olursa olsun iyi dengelenmiş ve ayarlanmış olmalıdır, elden fırlatıldığında düz uçmalıdır. Eğer elden atıldığında düz uçuşlar yapmıyorsa bungee ile çıkış denemesi yapmayınız. Planörünüzün düz uçmayışının sebeplerini araştırınız. (kanatlardaki ağırlık farkı, elevatör veya rudderdaki bir kayıklık, ağırlık merkezi ayarı vs. bir çok değişik sebebi olabilir) Bungee ile iyi bir çıkış yapmanın anahtarı elle fırlatılarak yapılan uçuşların düz olmasıyla doğrudan ilgilidir. Eğer uçağınız elle atışlarda düz uçmuyorsa ve yine de bungee ile çıkış yaparsanız uçağınızı kırma ihtimaliniz oldukça yüksektir.
Dördüncü ve çok önemli bir diğer husus da çekme kancamızın uçağımız gövdesindeki en ön delikte olması ya da belirtilen kanca pozisyonu ayar aralığının en önünde olmasıdır. Eğer sahip olduğunuz planörde sadece tek bir pozisyon varsa bu deliğin pozisyonunun uçağın ağırlık merkezinin önünde olmasına dikkat edin. Bu mesafenin 0,6 cm ile 1,2 cm arasında olması iyi bir başlangıç noktasıdır. Daha sonra bungee ile çıkışlara iyice alıştığınızda kancayı daha gerideki pozisyonlara alabilirsiniz.
Şimdi buradaki hedefimiz başta da belirttiğimiz gibi güvenli ve aşamalı bir gelişim. Hedefimiz control, en yükseğe çıkış değil. Daha yükseğe çıkış sonra gelinecek bir aşamadır.
KÜÇÜKTEN BAŞLAMA
Elimizde nasıl bir bungee ekipmanı olduğu çeşitlilik gösterebilir ancak normal boyda bir ekipman 30 metresi iyi kalitede serum lastiği veya örgülü lastik, bu lastiğin ucuna bağlı 100 metre uzunluğunda misinadan oluşan bir sistemdir. Aslında tam uzunlukta bir bungee ile başlamamanın tam bir mazereti yok ancak eğer kendinizi rahat hissetmiyorsanız ya da size yardımcı olacak birini bulamadıysanız kısaltılmış bir bungee ile başlamak iyi olacaktır.
BUNGEE EKİPMANINI KISALTMAK
Lütfen bu bölümün opsiyonel olduğunu unutmayınız.
Şimdi elimizde bulunan tam uzunluktaki bungee ekipmanı kısaltmak suretiyle bir bölümünü kullanacağız. Elinizde bulunan lastiği asla kesmeyiniz bunun yerine onu yere sabitlemek için kullandığımız kazığa sarabilir veya ortasındaki bir noktadan bağlayabiliriz. Neticede çıkışlara alıştığımızda bu lastiğin tam uzunluğunu kullanacağız ve tek parça halinde bir lastik daha iyidir. Misina ise zaten ucuz bir malzeme olduğu için ister 30-40 metrelik bölümler halinde kesilmiş parçaları çıkışlara alıştıkça uç uca bağlamak suretiyle uzunluğu yavaş yavaş artırarak kullanın isterseniz tam uzunlukta bir tane yeni 100 metrelik misina alın.
ÇIKIŞLARINIZI RÜZGARA KARŞI YAPINIZ !
Çıkışlar daima rüzgara karşı yapılmalıdır. Bu ister bungeeye bağlanmış bir planör isterse bir parkflyer ya da Boeing 747 olsun çıkışlar herzaman rüzgara karşı olmalıdır. Çıkış yapıyor olduğunuz durumlarda sahadaki hakim rüzgarın yön değiştirmesi ile sizde pozisyonunuzu sağa-sola kayarak yeniden ayarlayın. Öğrenme amacıyla sahaya gittiğiniz gün hava durumunun sakin ya da çok az rüzgarlı olması iyi olur. Çok fazla rüzgarlı veya türbülanslı bir hava işleri daha karmaşık hale getirebilecektir. Daha sonraları konuya biraz hakim olmaya başladığınızda rüzgar sizin için bir problem teşkil etmeyecektir. Aslında rüzgarlı havalarda çıkışlarınız çok daha yükseğe olacaktır ancak rüzgarlı havalarda çıkış yaparken lastiğinizin gerginliğine dikkat etmeniz, lastiğinizi uçağınızın ve kanat yapınızın dayanımına göre çok fazla germemeniz gerekir.
BUNGEEYİ AYARLAMAK
Şimdi bungee ekipmanımızı uçağımızı fırlatmak üzere hazırlayalım. Lastiğimizi bir ucundan yere sabitlememiz gerekiyor. Bu iş için en az 25-30 cm uzunluğunda bir kazık temin etmeliyiz. Çapı 1 cm kadar olan bir demir çubuk olabileceği gibi burgulu bir mil veya köpeklerin bağlanması için yapılmış özel kazıklardan veya irice bir çadır çivisi de kullanabilirsiniz. Bu kazığın tepesinde kaynak yolu yapılacak veya vidalı bir mil kullanıyorsanız vidalı olarak geçen bir halka bulunmalı. Bu halkaya lastiğimizi bağlayacağız. Mil ile lastiği birbirine bağlarken bir karabina kullanabilirsiniz. Kazığı toprak üzerinde çaktığınız yere dikkat ediniz. Çok gevşek veya nemli yada ıslak bir toprağa çakılmış kazık, lastiği gerdiğinizde yerinden çıkarak sizin veya başkalarının yaralanmasına neden olabilir. Lastik ve kazık bağlantısına da dikkat ediniz. Ekstra güvenlik için lastiği bir kaç tur kazığa sarabilirsiniz. Misinanın kancaya takılacak ucunda ufak bir paraşüt bulunması iyi olur. Zira bu paraşüt çıkış sonrasında misinanın ucunu karşıdan esen rüzgarın yardımı ile bize yakınlaştırır. Lastik ile misinanın birleştiği noktada ve paraşüt ile misinanın birleştiği noktalara fırdöndülerden koyarsanız misinanızın burulmasını önlersiniz. Bu arada paraşütün şart olmadığını hemen ekleyeyim. Misinanın ucuna yakın bir yerlere balayacağınız minik bir flama da misinanın ucunu size geri getirmek için yeterli drag sağlayacaktır.
http://img207.imageshack.us/img207/8145/parastrq5.jpg
http://img264.imageshack.us/img264/9387/lastiksarmaresizeha4.jpg
Eğer kısaltılmış bir lastik ve misina kombinasyonu ile başlarsanız çok kontrollü ve rahat bir ilk deneme yapabilirsiniz. Örneğin 5 metre kadar lastik ve 15 metre kadar misina ile yapacağınız bir çıkışın enerjisi oldukça düşük olacak, uçağınız çok yükseklik kazanmayacaktır ancak bu çıkış kontrollü bir çıkış olacaktır. Sanki elle atışın biraz gelişmiş versiyonuna benzeyecektir. Bu arada elle fırlatma hususunda dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır ki bunu muhakkat size yardımcı olacak kişiye anlatmanız gerekir. Planörü elle fırlatmasını rica edeceğiniz bir çok insan eğer aksini söylemez iseniz planörü havaya doğru, aslında atılması gereken açıdan daha yüksek bir açı ile fırlatacaktır. Eğer bu işi yeni öğreniyorsanız bunun sonucunda uçak hızla yükselmeye çalışacak ama ani enerji kaybı ile hızsız kalarak stall olacak ve siz ne yapacağınızı anlamadan sert bir iniş yaprak elle atış denemeniz kırımla sonuçlanabilecektir. Elle atışlarda biraz koşarak hız kazanıp uçağı 10-15 derecelik biraçı ile kafanızın biraz üzerinden kanatlar yere paralel olacak şekilde fırlatmanız yeterli olacaktır. Uçak elinizden çıkar çıkmaz yükselmek isteyecektir. Bu durumda elevatoru aşağı basarak düz bir uçuş elde etmeye çalışmalısınız. Elle atışlarınızı da rüzgara karşı yapmayı unutmayınız.
Eğer uçağınız elle atımlarda düz uçuyor ve kancanız ağırlık merkezinin önünde ise ilk çıkışlarınız için uçağın tüm kontrol trimlerinin nötr olması bir başka deyişle elle fırlatmada düz uçuşu elde ettiğiniz ayarlarda olması iyi olacaktır. Bir çıkış anında uçağın yükselmesini elevatör ile sağlamıyoruz. Kanatların kaldırma kuvveti uçağımızı yukarı götürüyor. Zaten çıkış sırasında vereceğiniz aşırı yukarı elevatör uçağın erkenden kancadan çıkmasına neden olacaktır. Eğer çıkış tamamlanmadan uçak kancadan kurtuluyorsa 3-4 klik aşağı elevatör trimi vermeniz yerinde olacaktır. Ancak bu tirimi uçak kancadan kurtulur kurtulmaz eski durumuna getirmeyi unutmayın. Kancadan erken kutulma ile ilgili hususa daha sonra tekrar değineceğiz.
Çıkış esnasında kanatlarınız yere paralelliğini kaybedip sağa veya sola doğru bir yatış oluyorsa ters yönde rudder kumandası vererek uçağın düz bir hatta çıkış yapmasını sağlamalıyız.
Bir bungee sisteminin en güzel yanı fırlatma gücünü kolaylıkla ayarlıyabiliyor olmamızdır. Lastiği ne kadar gerersek frlatma enerjisi o kadar çok olacaktır. Bungee ile fırlatma esnasında elle fırlatmada ne yapıyorsanız aynısını yapmalısınız. Basit anlamda lastik gerili halde iken kanatların yere paralel olduğu düz bir atış. Bu atışın ardından bungee lastiği uçağınızı hızlandırarak çekmeye devam edecektir. Sanki çok hızla yapılmış bir elle fırlatma gibi. Uçak elden çıkar çıkar çıkmaz hızla yükselmeye başlayacaktır.
Devamı bir sonraki mesajda
ÇIKIŞ YAPMA ZAMANI
Kumanda ve alıcınızın açık olduğundan emin olun. Kumanda ve alıcınızın açık olduğundan emin olun. Yanlışlıkla iki defa yazdığımı düşündünüz değil mi? Hayır bu konunun çok önemli olduğunun altını çizmek için bilerek yazdım. Eğer elimizdeki patlar motorlu veya elektrikli model bir uçak olsa idi vericimizi ya da alıcımızı kapalı unutarak onu yerden havalandırmamız mümkün olmazdı. Ama söz konusu olan bir planör ve bungee sistemi olduğunda sizin tahmininizden çok daha fazla modelci bu basit ama sıkça tekrarlanan hata yüzünden modelini kırmıştır. (Yeni öğrendiğim zamanlarda vericimi kapalı unutarak çıkış yapmak suretiyle, ne olduğunu anlayıncaya kadar, yaptığım ilk planöre ağır hasar vererek bende bu insanlar arasındaki saygın yerimi almıştım). Eğer yeterince şanslı iseniz kapalı bir alıcı ile de uçaklar çıkışı tamamlayıp sağlimen yere inebilmektedirler. Ama o kadar şanslı iseniz burada ne işiniz var derhal gidip sayısal loto oynayın, piyango bileti alın
Radyonuzun menzilini kontrol ediniz. Tüm kontrol yüzeylerinin doğru yönlere hareket ettiğinden emin olunuz. Kumanda kolu ile oynadığınızda sadece servolardan gelen sese güvenip herşeyin yolunda olduğunu farz etmek gibi bir hata yapmayınız. Mutlaka kontrol yüzeylerini gözleyiniz. Basit ve yaşanmış bir örnekle açıklayacak olursak, oldukça sert bir iniş sonrasında yeni bir çkış yapmadan modeli elime alıp inceledim, herhangi bir kırım görünmüyordu. Elevator ve rudderı kontrol ettiğimde onlarında hareket ettiğini gördüm (en azından o an gördüğümü sandım). Arkadaşım gerilmiş misinayı kancaya taktığında bırakmadan bir kaç saniye evvel son bir kere daha sadece basit bir refleks ile elevatörü aşağı yukarı oynatmak istedim. Elevatör sadece aşağı doğru oynuyor yukarı doğru oynamıyordu. Çıkışı iptal edip uçağı incelediğimde şok olmuştum. Albatrosun balsadan yapılan elevatör pushrodu telle birleştiği yerden kırılmıştı ancak zaten dar olan gövde içerisinde kırılan parçalar tam karşılıklı duruyorlardı. Servo kolu elevator pushrodunu aslında kırık olmasına rağmen tam karşısında durması sebebi ile itebiliyor ancak geri çekemiyordu. Uçağımı parçalamaya belkide saniyeler kala ufak bir dikkat ile kazayı önlemiştik. O gün bugündür kumandaların her yöne hareket ettiğini görmeden bırak demiyorum, bırakmıyorum. Gerekirse kumanda kolunu ağzınızla hareket ettirin ama mutlaka bu konrolü yapın.
Şimdi kancayı uçağımıza takıp gerdirelim. Burası tercihe kalmış. Bazıları misinanın ucundaki halkadan tutarak gerdirmekte. Buda yeterince emniyetli sayılır ama gerdirme işini yaparken asla misinadan tutarak gerdirmeyiniz. Eğer tutuşunuz biraz zayıflar ve misina elinizden kayarsa misinanının elinizi kesmesi suretiyle kendinizi yaralayabilirsiniz. İlk atışlar için lastik uzunluğu kadar gerdirmek kafi gelecektir. Tüm hatta bir gerginlik hissetmelisiniz. Bu arada asla uçağı tek elle tutamayacak kadar çok gerdirmeyin. Kanadın altındaki bir noktadan gövdeyi sıkıca tutmanız yeterli olacaktır. Benim için kanadın bittiği yerden gövdeyi kavramak daha kolay oluyor. Özellikle bungeenin çok gerdirildiği durumlarda gövdeyi sıkıca kavramak gerekiyor. Hattın çok gerildiği zaman parmaklarınızla kanat altından yapacağınız bir tutuş yeterli olmayabilir. Uçağı kafanızın üzerinde tutarsanız bırakma anında elevatörün kafanıza çarpmasını engelleyebilirsiniz.
Şimdi son olarak tüm kontrol yüzeylerinin çalışır halde olduğundan tekrar emin olunuz. Mekanik trim ayarlı radyo kullanan arkadaşlar kaza ile trim swiçlerinin sonuna kadar itilmemiş olduğunu, trimlerin olması gerektikleri yerde bulunduğunu kontrol etmeliler. Bu kontrolleri her fırlatmadan evvel MUTLAKA yapınız.
Sabit durun, yürümeyin veya koşmayın tıpkı elle atışta olduğu gibi kontroller nötrde, düz bir fırlatış yapın. Zaten uçağı fırlattığınızı dahi anlamayacaksınız, elinizden bırakır bırakmaz hızla yükselecek. Hemen ardından ellerinizi kumandanıza koyun ve uçağın hareketlerini gözleyin. Uçağın burnunu çıkış yönüne doğru dolayısı ile rüzgar içine doğru tutun. Lastiğin çekiş gücü bittiğinde misina kancadan kendiliğinden kurtulacaktır. Kurtulmaz ise az bir şekilde burnunu aşağı verip tekrar yukarı çekin. Yapacağınız ilk denemelerde kısa bir lastik ve misina kullanır iseniz bu çıkışlar daha çok kuvvetle elle atılmış gibi olacaktır. Bırakın uçak dümdüz gidip insin. Yeterli irtifanız yoksa dönüp gelmeye çalışmayın. İşte ilk çıkışınızı gerçekleştirdiniz.
Eğer uçak çıkış anında yanlara kayma eğilimde ise yeni bir çıkıştan evvel konrtol ediniz. Elinizden gelen en iyi ayarı yapıp uçağın düz çıkmasını sağlayınız. Kendinize güven geldikden sonra hiç bir şeyi değiştirmeden lastik boyunu ve misina boyunu artırarak, lastiği daha çok gerdirerek yapın çıkışlarınızı. Sonunda tam boy bungee ve misina ile yapabilirsiniz. Zaten lastiği daha çok gerdirmeye başladığınızda bir fırlatmadan ziyade sadece uçağı bırakacaksınız. İnişleriniz de mutlaka rüzgara karşı olmalı. Böylelikle uçağı yeterince yavaşlatıp hasarsız şekilde indirebilirsiniz.
Rüzgarlı havalara dikkat edin. Aşırı gerilmiş bir lastik + Fazla rüzgar = Çıkış stresine dayanamayan kanat joinerı veya kanat.
Rüzgarlı havalarda çıkış tamamlanıp uçak kancadan kurtulana kadar SAKIN uçağın yandan rüzgar almasına izin vermeyin. Uçağın burnunu rüzgara doğru tutun. (Bu forumun tozlu satırları arasında rüzgarlı havada kancadan kurtulamayan ve yan rüzgara maruz kalan Albatrosumun bükülen joinerına ve çakılışına ilişkin bir resim ve yaşanmış olay özeti bulunmakta. İlk Albatrosum bu yüzden düşerek onarılamayacak derecede hasar almıştı.)
http://img507.imageshack.us/img507/6836/histartlaunchih1.gif
KANCADAN KURTULMALAR
Lastiğin çok gerdirildiği ve çok dik 80 derece 90 derece açı ile olan çıkışlarda uçağın kanatları öyle bir kaldırma kuvveti üretir ki aşırı dik bu çıkışı esnasında uçak 90 derecelik açıyı geçtiğinde misina kancadan kurtulabilir. Bu genellikle çıkışın ilk 30-40 metresi civarında olur. Bazende çıkış esnasında kaza ile veya daha dik bir çıkış vermek için elevatörü çekersek kancadan kurtulma olabiliyor. Aslında bunu kontrol altına almak sandığınızdan daha kolaydır. İlk defa başıma geldiğinde çok korkmuştum ama alıştıktan sonra bu hatalı çıkışı kazasız atlatmak çocuk oyuncağı. Genelde uçak kancadan kurtulunca bir loop atmak için arkanıza doğru yönelmekte. Eğer yok ben burnunu aşağı basayım derseniz uçak stall olacak ve belkide kurtulamayacaktır. Onun loopunu tamamlamasına yardım edin. Zaten yeterince enerjisi varken çok kolaylıkla loop atacaktır. Yarışma için yapılan antrenmanlarda elimizden geldiğince dik bir çıkış yapabilmek için 1-2 klik yukarı elevatör veririz. Eğer ölçüsünü kaçırırsak bu kancadan kurtulamalar baş gösterir. Kancadan kurtulma sıkça oluyorsa bir kaç klik aşağı elevatör vererek hatalı çıkışları bertaraf edebiliriz.
İlk bir kaç çıkışınızda bu işden anlayan ve size yardımcı olacak birini bulursanız çok daha kolay öğrenirsiniz.
Kırımsız uçuşlar, bol termikli günler dilerim...
Yazan- Ed Anderson
Çeviren - Derleyen Oykun İlgün
Orjinal metin - http://www.rcgroups.com/forums/showthread.php?t=155353
Alıntılara devam
İlk bungee çıkışı öncesi hayati bir takım ayarlar var. Zamanı geldiğinde buradan sorun mutlaka. İyi bir çıkıi için kanca posizyonu çok önemli.
Tüm uçaklar için CG hayatidir. Ama Planörlerde çok daha önemlidir. bazen bir planörü uçururken cg sine bir müdahele ediyorsunuz bir anda bambaşka bir uçak oluveriyor.
Temelde ZOOM bungee sistemini uçaktan ayırmak için yapılan manevraya deniyor.
Bungee uçağı çekmeye başlıyor, uçak yükseliyor, belli bir irtifaya geldiğinde bungee last:eek:ğinindepoladığı enerji bitiyor, artık uçağı çekmiyor, aksina misina ve bungee uçağın altında ağırlık yapıyor. İşte tam o anda uçağın burnunu çok az aşağı basıp tekrar yukarı doğru çekince uçak altındaki kancadan misina ucundaki halka kurtulmuş oluyor. 2 metre sınıfı için kullandığımız örgülü lastikler gerildiklerinde çok enerji depolayamıyorlar, en fazla boylarının bir katına kadar uzuyorlar. Bu yüzden zoom manvrası ile amaçlanan ayrılış anında extra yükseklik kazanmak zor oluyor.
Aslında gerçek bir zoom ise şu şekilde yapılıyor. Lastik uçağımızı çekmeye devam ederken hala misina ve lastikte gerginlik ve enerji yüklü iken aynı hareket ile en fazla 30 derecelik bir açı ile burnu basıp tekrar geri çekiyoruz, bu esnada lastik ve misinanın gerginliğinden yararlanıp sapan gibi uçağımızın aslında düz bir çekiş ile çıkabileceği irtifanın daha yukarısına çıkmasını sağlıyoruz. Bu misinadan bu manevrayı yapmadan da kurtulmak mümkün. Çıkış esnasında uçak kazığın hizasına doğru ilerliyor bir süre sonra neredeyse kazığın üstünde olur dümdüz uçmasına izin versek misina kediliğinden uçaktan ayrılır. Ama bunu zamanında yapmak daha önmlidir zira çekiş bitince 100 metre msina ve 30 metre lastik uçak altında büyük bir ağırlık yaparak onun çökmesine sebep olur.
Bu hafta kamera ile yan açıdan bir zoom manevrası çekip buraya koyalım. Aklınızda canlandırmak zor olabilir.
Bu zoom anında uçağa korkunç yükler biniyor. Uçağın en fazla stres yaşadığı an bu an oluyor f3j sınıfında. Uygun olmayan bir uçak zoom esnasında kanat katlayabilir, havada kırılabilir.
Bir de o yazıdaki kısa lastik şart değil. Normal lastiğinizi çok az gerdirerek de aynı etkiyi elde edebilirsiniz.
Alıntıların yerlerinde bazı oynamalar yaptım
Metin bey Zoom bu planör dünyasındaki meşhur manevralardan biri aslında. Ama anlatmak gerçekten zor. Kelimenin orjinal anlamaı ile bir alakası da yok.
Temelde ZOOM bungee sistemini uçaktan ayırmak için yapılan manevraya deniyor.
Bungee uçağı çekmeye başlıyor, uçak yükseliyor, belli bir irtifaya geldiğinde bungee lastiğinin depoladığı enerji bitiyor, artık uçağı çekmiyor, aksina misina ve bungee uçağın altında ağırlık yapıyor. İşte tam o anda uçağın burnunu çok az aşağı basıp tekrar yukarı doğru çekince uçak altındaki kancadan misina ucundaki halka kurtulmuş oluyor. 2 metre sınıfı için kullandığımız örgülü lastikler gerildiklerinde çok enerji depolayamıyorlar, en fazla boylarının bir katına kadar uzuyorlar. Bu yüzden zoom manvrası ile amaçlanan ayrılış anında extra yükseklik kazanmak zor oluyor.
Aslında gerçek bir zoom ise şu şekilde yapılıyor. Lastik uçağımızı çekmeye devam ederken hala misina ve lastikte gerginlik ve enerji yüklü iken aynı hareket ile en fazla 30 derecelik bir açı ile burnu basıp tekrar geri çekiyoruz, bu esnada lastik ve misinanın gerginliğinden yararlanıp sapan gibi uçağımızın aslında düz bir çekiş ile çıkabileceği irtifanın daha yukarısına çıkmasını sağlıyoruz. Bu misinadan bu manevrayı yapmadan da kurtulmak mümkün. Çıkış esnasında uçak kazığın hizasına doğru ilerliyor bir süre sonra neredeyse kazığın üstünde olur dümdüz uçmasına izin versek misina kediliğinden uçaktan ayrılır. Ama bunu zamanında yapmak daha önmlidir zira çekiş bitince 100 metre msina ve 30 metre lastik uçak altında büyük bir ağırlık yaparak onun çökmesine sebep olur.
Bu hafta kamera ile yan açıdan bir zoom manevrası çekip buraya koyalım. Aklınızda canlandırmak zor olabilir.
Bu zoom anında uçağa korkunç yükler biniyor. Uçağın en fazla stres yaşadığı an bu an oluyor f3j sınıfında. Uygun olmayan bir uçak zoom esnasında kanat katlayabilir, havada kırılabilir.
Bir de o yazıdaki kısa lastik şart değil. Normal lastiğinizi çok az gerdirerek de aynı etkiyi elde edebilirsiniz.
Çok güzel anlatıyorsunuz canlandırmak kolay oluyor. Zoom zamanlaması gerçekten zor ve zevkli olmalı.
Çok da zor değil aslında Metin abi, ama hareketi mükemmelleştirmek epey bir tecrübe istiyor. Mesele elevatörü önce itip sonra çekerek fırlamak değil, yukarı fırlarken açıyı korumak ve stall ettirip tüm kazanılan irtifayı kaybetmeden tekrar düz uçuşa geçebilmek.
İlk başlarda habire loop atıyor insan. Zoomda bir aksilik olursa irtifa çok olduğu için genellikle kurtarmak mümkün oluyor. Bunun için pek korkmadan habire antreman yapmak gerekiyor.
Ben önce aşağı elevatör verip sonra yukarı çekeceğiz şeklinde anladım. Lastik hala çekmeye devam ediyorsa aşağı verdiğimizde hız iyice artacak yukarı çekince de kancadan kurtulup o hızla yükselecek diye düşündüm. Ama tam kazığa doğru gitmiyorsa bunu yapmak zor olur.
Doğru düşünmüş ve doğru anlamışsınız Metin hocam. Tam dediğiniz gibi yapılıyor zoom.
Aslında bu iş ipten kurtulmak için yapıldığına göre ipin enerjisi tam biterken modelin burnunu yukarı dikersek kendiliğinden çıkıp kurtulur. Loopa girmeden ve stal olmadan da yatay konuma getirebilirsek irtifa kaybı da olmaz.
Kesinlikle doğru, aynen bu şekilde de ipten çıkılabiliyor. Zoomun avantajı, çekiş esnasındaki hızı, irtifaya çevirdiği için, ekstra bir bonus irtifa kazanıyorsunuz. İkinci yöntemde ise genellikle lastiğin müsade ettiği irtifada kalıyorsunuz.
Eğer uçağın zooma dayanmayacağını düşünüyorsanız, ya da rüzgar vs. gibi faktörlerden dolayı zoom yapmak istemiyorsanız, 2. metodla da kancadan kurtulabilirsiniz rahat rahat.
Bulduğumu kopyaladığımdan iyi bir akış olmuyor.
vinç nasıl bir sistem açıklarsanız sevinirim.
Metin bey vinç araba marş motorundan yapılan, 12 volt araba aküsü ile beslediğimiz, gerçekte F3B sınıfı planör yarışmalarında kullanılan bir ekipman. Bir ayak pedalı var ve uygun teknikle bırakılan modeli pdalına basıp vinç ile yukarı çekiyoruz. Bu yarışma planörlerini yukarı çıkartmanın bir yolu.
3-4 metre kanat açıklıklı planörler için özel bungeelerde var. Her iki sisteminde birbirine göreavantajlı dezavantajlı konumları var.
Vinci kurduğumuz yerden 150 metre ileriye turnaround pulley denilen bir makara sistemi yere çakılıyor, 1.40 lık misina o makara sisteminden geçirilip vinçin olduğu yere geri geliyor. Ucunda paraşüt ve halka bulunan sistemi planör üzerinde bulunan kancaya takarak çıkış yapıyoruz.
Aşağıdaki linkte örnek bir vinç var.
Bahsettiğim turnaround pulley ise en sağdaki fotoğrafta görünmekte.
http://www.oberflugmodellbau.de/10287/index.html
Makale değerindeki bu derlemeniz güzel bir başlangıç rehberi niteliğinde. Elinize sağlık Metin hocam.
Makale değerindeki bu derlemeniz güzel bir başlangıç rehberi niteliğinde. Elinize sağlık Metin hocam.
Teşekkür ederim. Hem öğrenmiş oluyorum hem de bir yerde toplamış oluyorum bu bilgileri.
IAMTHELAW
24-09-2008, 00:25
Bu başlığı zenginleştirmek gerek. Başka forumların tozlu sayfaları arasında kaybolup gideceğine burada da olsun aynı bilgiler.
Yazı benim olduğuna göre diğer taraftan aynen alıp koymakta bir beis yok...
Metin bey bu aşağı yapıştırdığım yazının baş tarafında bahsi geçen yazı Eskişehirden Kadir bey in yazısıdır. Şu an kendine ait http://www.teknohobi.com adresindeki sitede bulunmakta. Bir mail atarsanız kendine buraya taşımanıza seve seve izin verecektir diye tahmin ediyorum.
Kadir bey lifti bulmak için ne yapmalıyız kısmını anlatınca, ben de lifti bulunca ne yapmalıyız bölümünü yazmıştım...
Kadir hocamın anlatımındaki ikinci resme çok dikkat etmek gerek. Diyelim ki lift i (yükselen havanın kaldıma gücü, diğer bir adı ile termik) i bulduk. Ne yapacağız?
Lifti bulduğumuzda dönüşlerle içinde kalıp yükselmeye çalışacağız elbet ama bu lift denen mendebur durduğu yerde durmuyor. Rüzgarı arkasına alıp hareket ediyor. Bu yüzden işte, lift burada diyerek olduğumuz yerde dönmeye başlarsak lift bizden uzaklaşırken o bize, biz de ona el sallarız.
Yabancı forumlarda bir arkadaş bunun için çok hoş bir benzetme kullanmış ki durumu kafada canlandırmak için bire bir. Havayı akan bir nehire benzetecek olursak lift onun içerisindeki minik bir girdapdır. Akıntıyla sürüklenen girdabın içinde kalmaya çalışmak gibi hayal edin.
Lift in bizim tarafımızdan algılanabilmesi için uçağımızın ağırlık merkezinin ve ayarlarlarının büyük hassasiyetle yapılması gereklidir.
Buradaki en hayati konulardan biri doğru CG noktası. Eğer biz biraz tutucu davranıp burun ağır bir uçakla (Far forward CG) uçarsak termalleri algılamamız zorlaşacaktır. Burun ağır bir uçak muhakkak daha hızlı daha stabil uçacaktır ancak bir termal içinden geçerken bu fazladan stabilite termali algılamamızı zorlaştıracaktır.
Doğru CG noktasının tespiti için bir kaç yöntem okudum ama en işe yarayanı kendim deneyerek bulacağım. Kimisi şu meşhur dive test e sadık kalmakta iken, kimisi de elevatörün ayarı ile oynayarak elden atmalarla doğru süzülüşü yakalayarak yapıyor bu işi. Tabi birde üreticinin tavsiye ettiği CG var ki başlangıç için iyi bir nokta. Ama şu kesinki planörde CG çok çok önemli.
Yine kontroller ve trimler çok hassas ayarlanmalıdır. Kontrol çubuğunu bıraktığımızda uçağımız ne kadar az müdahale ile düz uçuş sergiliyor ise termali algılamak kolaylaşacaktır. Örneğin planör bir liftin kenarından geçerken termal bir kanadına vurduğunda yükselen kanattan ötürü uçak kendiliğinden bir tarafa doğru dönmeye başlayacaktır. Bu bir termal işareti olabilecekken uçağının trimlerinde sorun olan ve zaten kendiliğinden bir tarafa dönme eğilimi olan uçağı sürekli düzeltmeye çalışan pilotumuz verdiği sürekli kumandalar sebebiyle bu termal işaretini kaçıracaktır.
Bu lift illaki uçağı alıp havalar uçuracak diye bir şey yok aslında. Bazen uçağımızla daireler çizdiğimiz esnada uçağın alçalmadığını ancak irtifasını koruduğunu görebiliriz. Tabiki bunun tek bir sebebi var, oda zayıf bir lift.
Bu lifti bulduğumuzda heyecan yapmamak lazım ayrıca :) Baktık bir kanadımız bir anda hopladı ufakça yükseldi, ya da uçağın burnu bir anda yükseliverdi. Termalin içine döndüğümüzü düşündüğümüzde eğer çok ufak ve agresif daireler çizersek yatan uçağımız (azalan kanat alanı) ve ortaya çıkan fazla drag yüzünden hızla irtifa kaybetmeye başlayabiliriz. Eğer o an termal içinde değilsek depolanmış enerjimizi ve irtifamızı kaybederiz.
Bizim amacımız depolanmış enerjimizi en efektif şekilde kullanmak. Bu enerjiyi irtifa verip hıza çevirerek kullanabileceğimiz gibi (mesela bir sink [çöküş] alalından hemen uzaklaşmak için) daha fazla alanı tarayıp yakıt ikmal noktalarını tespit etmek için de kullanabiliriz. Bizim havadaki yakıt ikmal nokatlarımız lift alanları oluyor. Bunların içiden uygun usulde geçince uçağımıza tekrar irtifa=enerji yüklüyoruz.
Uçağa verdiğimiz her kumanda artan drag, azalan enerji demek. Start anından itibaren enerjimizi idareli kullanmalıyız. Çizeceğimiz daireler yumuşak olmalı döneceğiz diye uçağı çok yatırmamalıyız. Hatta okuduğum bazı kaynaklarda dönüşler için rudder kullanılması eğer uçak fazla yatarsa bunu dengelemek için aileron kullanılması tavsiye ediliyor. Ama Core denilen ve termalin kaldırıcı gücünün en kuvvetli olduğu merkezindeki bir nokta var ki burada kalmak için ufak daireler çizmek gerekiyor. Ama lift içinde olduğumuz sürece ufak daireler sorun olmuyor. Bilmem söylemeye gerek var mı ancak hep lift içinde daireler çizmekten bahsedip duruyoruz ama dönüşümüzü elevatör ile desteklemeyi unutmuyoruz irtifa kazanmak için.
Bu kısmına aman dikkat edin. Ben ilk başlarda bunu bilmediğimden termik bulduğumu düşündüğüm anda içinde dönüp duruyorudum ama uçak irtifa kazanmıyordu. Lift içinde dönerken dairenin rüzgara karşı olan bölümünde bir miktar elevatör tutup, irtifa kazanıyoruz. Elevatörü bırakıp rüzgar altı bacağında hız kazanıp tekrar rüzgarı karşılayınca yine elevatör tutuyoruz. O an lift içinde isek, gücüne, merkezine yakınlığımıza göre uçağın asansöre binmiş gibi hızla nasıl yükseldiğini göreceksiniz.
Bölük pörçük oldu biraz ama bir anda aklma gelenleri yazayım dedim okuduklarımdan aklımda kaldığı kadarı ile.
Bunlar da iki adet lift videosu. Mesela ilk videoyu dikkatlice izleyin. Uçağa arkadan bakarken sol kanadına liftin vuruşu ile hafifçe yükselmesini ve adamın biraz düz gidip hemen liftin olduğu tarafa dönüşünü iyi gözleyin. İşin en başında insan bu liftin neye benzediğini anlamıyor. Şimdi ben bu videoyu planörcü olmayan 10 tane modelciye izletsem e ne var uçak uçuyor ne güzel de dönüyor der :) Ama olayı bilen eğitimli ve tecrübeli bir bir göz aslında liftin uçağa nasıl vurduğunu hemen anlayacaktır. Aslında bu tip çekimler de uçağı yakından çekmek yerine zoom out yapıp lift içinde yükselişi gösterseler çok daha güzel olur. Bu videodaki uçak Great planes in Spirit isimli 2m lik planörü ve Albatrosun uçuş karakterine çok benzeyen bir uçaktır.
İkinci video biraz daha bu dediğime yakın. Videonun başladığı noktadaki dönüşlere bakın, irtifa kaybı var mı yok mu gözlemleyin. Niye sola kaydı ? Videonun başladığı havada asılı kaldığı o anda liftin kenarında idi belki de ve rüzgarın sağdan sola doğru estiğini hayal ederseniz dairelerini nasıl sola kaydırdığını ve gittikçe yükseldiğini göreceksiniz. Sola kayınca belki de -core- (Liftin merkezi ve en kuvvetli olduğu alan) denen o tatlı noktaya oturttu uçağı ve süratli yükseliş başladı.
Bir dakika içinde başlangıç irtifasından son ulaştığı irtifaya bakın.
Lift1.
http://rapidshare.com/files/147816666/lifta.wmv.html
Lift2.
http://rapidshare.com/files/147818202/liftb.wmv.html
Tekrar teşekkürler bu güzel yazı için. İlk videoda daha iyi anlaşılıyor sarsılma anı. İkincide ise o kadar ufak dairelerle bile yükselmek ilginç geldi. Anladığım kadarıyla termal içindeki dönüşlerde planör fazla yatmıyor.
Kadir bey ile irtibat kurana kadar termik aranmasına ait bilgilerin bulunduğu sayfanın adresini vereyim.
http://www.teknohobi.com/termalavi.htm
Sink alanından bahsetmişsiniz. Bunlar termik dışındaki tüm yerler mi yoksa irtifa kaybının daha hızlı olduğu yerler mi?
normalde sadece dinamik uçuşta bastırıcı olur. çünkü rüzgar bir yerden yukarı doğru eserken girdabın öbür tarafı aşağı doğru bastırır havayı. termal ısınan havanın yükselmesidir sadece. ısınmıyorsa yükselmez. aşırı koşullarda ani soğumalarda belki sink denen koşul oluşur.
Isınan hava yükselir, ama yükseldikçe soğuyan hava tekrar çökmeye başlar. Bu durum da termiğin kenarlarında yüksekte soğudukça tekrar çöken bir hava kütlesi oluşturur. Atom bombası mantarı gibi kabaca. Buna da bildiğim kadarı ile bastırıcı deniyor.
Teşekkürler. Bu durumda kaçınmamız gereken çökme bölgelerinin termiklerin etrafında daha fazla olacağını düşünürsek hatalı mı olur?
Doğru, hatta bildiğim kadarı ile bu da bir termik tespit yöntemi. Uçak bir anda irtifa kaybediyor, bariz bir bastırıcı (sink) alanına giriyorsa yakınlarda bir de lift var demektir.
IAMTHELAW
24-09-2008, 14:16
Egemen doğru söylüyor. Yükselen hava yukarıda tekrar soğuyup aşağı doğru iniyor. Ayrıca güçlü termaller yeryüzünden kopup yukarı yükselirken etrafındaki daha soğuk havayı bir vakum etkisi gibi kendine doğru çekiyor, böyelikle termal hava sütununun etrafaında, ondan daha soğuk olan bastırıcı bir hava kitlesi bulunuyor. Sink alanı yakınında termal alan olması gerçeği buradan kaynaklanıyor.
Şu resimler size bir fikir verecektir.
Peki termal alan yukarıya doğru çıktıkça güçleniyorsa sink alanı da aşağılarda güçlü, yukarıda mı zayıf olur?
IAMTHELAW
24-09-2008, 16:45
Sanırım böyle bir genelleme yapmak doğru olmaz sanırım. Ama kesin bir şey varki termalin merzeki ve dış kenarı arasında bir kaldırma gücü farkı oluyor. Merkezindeki kaldırma gücü yüksek, merkezinden uzaklaştıkça az oluyor.
Aşağıya inince zaten sinki minki kalmıyor Metin abi, bir an önce iniş hattına gireyim de kazasız belasız indireyim şu planörü diye düşünmekten insanın gözü sink filan görmüyor.
Yakında Albatros tamiri başlığı açarım :)
Tam gaz imalata giriştiğimden yeni bilgiler arayacak zamanım olmadı. Bayram tatilinde ilk denemeleri yapmak istiyorum.
ısınan hava ancak ortam kadar soğur diye düşünüyorum.ortam kadar soğuduğunda da kaldırıcı kalmaz. eğer bahsettiğimiz irtifa 100 lerce metreyse belki soğuyan havanın etkisi aşağı irtifalarda bastırıcı bir etki olarak hissedilecektir. ne dersiniz? zaten alçak irtifada heryer ısındığı için bastırıcı etkisi diye birşey olmaz diye düşünüyorum.
IAMTHELAW
25-09-2008, 10:28
Coşku sen şunu mu demek istiyorsun? Uçtuğumuz irtifalarda Sink diye bir şey olmaz, sadece yükselen hava vardır? Yukarı çıkıp soğuyan hava ancak termallerin etrafındaki normal hava kadar soğur buda sink olmaz..
Ben böyle bir şey diyorsun gibi algıladım son bir kaç mesajından ama söylediğin doğru değil.
Bizim model uçurduğumuz atmosfer katmanına Boundery Layer (BL) deniyor. Türkçesini bilmiyorum. Bu katmanın yerden yüksekliği 2 km ye kadar olabiliyor. En alçak olduğu gece saatlerinde bile 100-200 metre yüksekliğinde oluyor. Boundery Layer süneş ışınlarına maruz kalam miktarı, yeryüzü sıcaklığı, nemi, yüzey şekilleri, rüzgar yönü gibi bir çok etmenden etkilenen katman oluyor. Çöllerin üzerinde bu BL nin yüksekliği 2 kmye kadar varabiliyorken denizlerin üzerinde daha alçak oluyor mesela.
Bu katmanın kendine özgü karakteristikleri var. Bu atmosfer katmanı da 3 alt katmandan oluşuyor. Bunlardan bizi ilgilendiren katman surface layer diye adlandırdıkları yüzey katmanı. Bu katmanın yüksekliği 200 metre kadar ki modellerimiz çoğunlukla bu atmosfer katmanında uçuyor. Ortada mixed layer dedikleri katman var. SUrface layer stabil olmayan, değişken bir yapıya sahipken mixed layer denen bölüm nem, rüzgar, su bubahı vb. etkilerin hepsinin birbine etkileşime girdiği alan, en yukarıda da bulut katmanına geçiş olan bir katman var.
Şimdi hava kendi yoğunluğu, kitlesi olan bir gaz kütlesidir. Isınan hava öyle canı istediği gibi yukarı doğru çekip geidemez. Giderken yukarıda olan hava kitlesinin yer değiştirmesine neden olur. ŞEkli ve büyüklüğü tahmin edilemez olduğundan ısınıp yer değiştiren bir hava kütlesi bir domino etkisi gibi o anda farklı yüzey şekilleri, nem, ısı vb etkiler yüzünden farklı sıcaklıkta olan diğer hava kütlelerinin de yerini değiştirir, bu yüzden etrafta mini türbülanslar, birbirine eklenen karışan hava kütleleri vs oluşur. Katmanları bir tür tavan gibi düşün. Yukarı çıkarken tavana çarpan bu hava kütlesi etrafındaki hava kütlesinide aşağı doğru iter. Yani sink sadece daha soğuk hava demek değildir. Yani o yukarı çıkıp soğuyan hava kütlesinin aşağı çökmesinden ziyade yukarı çıkarken oluşturduğu yer değiştirme etkisi yüzünden etrafında aşağı doğru bastırılan bir hava kütlesi olur.
Bunu anlamak için meteororloji okumaya, fikir yürütmeye gerek yok. Uçağı termal uçuş esnasında iyi gözlemek yeter. Normalde uçağın sabit bir saniyede alçalış hızı vardır. Tüm planörler uçkmak için süzülürler yani aslında aşağı doğru hareket ederler. Sink içinden geçerken saniyedeki alçalış oranının anormal arttığını gözlersin. O kadar barizdirki sink içinde olduğun hemen o alandan çıkman gerekir. Çıktığından ve termal içinde olmadığında nötr bir alana girdiğini anlarsın, orada planör uçması için gerekli olan saniyedeki alçalış hızında alçalır. Termali bulduğunda ise bu etkinin tam tersi olur. Planör bırak alçalmayı irtifa kazanmaya başlar...
Yani ortada sadece termal ve termal olmayan alan ayrımı yoktur. Termaller arasında Sink alanlarıda vardır. Bu yüzden yukarıdaki şekli koydum. Termalin atrafında ama bu etrafının büyüklüğü termalin büyüklüğü ile orantılı olarak değişkendir. Bazen koca saha üzerinde sink alanı olabilir. Sağa gidersin çöker, sola gidersin çöker (bu çökmeler normal süzülüşten daha hızlı çökmelerdir) Belki 200 metre ilerde ve yüksekte çapı 300 metre olan bir termal vardır o anda..
ısınan hava ancak ortam kadar soğur diye düşünüyorum.ortam kadar soğuduğunda da kaldırıcı kalmaz. eğer bahsettiğimiz irtifa 100 lerce metreyse belki soğuyan havanın etkisi aşağı irtifalarda bastırıcı bir etki olarak hissedilecektir. ne dersiniz? zaten alçak irtifada heryer ısındığı için bastırıcı etkisi diye birşey olmaz diye düşünüyorum.
Bu farklı bir yaklaşım oldu. Bilgimi aştığı için de ilgimi çekiyor. Egemen beyin dediği gibi yere yaklaşınca panikle iniş planlama derdine düşmek veya çöküşe neden olan bölgenin yakınında termal bölge var diye düşünerek riskli bir arayışa girmek arasında seçim yapmak için bilinmesi gereken bir konu. Ama bu bence davranış alışkanlığı olmamalı. Bir dünya şampiyonasında alınması gereken risk ile benim önümüzlerdeki günlerde göze alacağım riskler aynı olursa anlamsız olur. Hani ileri sürüş tekniklerini bilirsiniz ama sadece yerler buz olup da araba yoldan çıkarsa kullanırsınız gibi.
Yine Oykun beyin bir yazısından yakaladığım güzel bilgileri aktarıyorum.
....Planör uçurmayı yeni öğrenen birinin motorsuz bir hava aracına hükmederken karşılaşacağı bir sürü zorluk vardır. Heleki bunu daha evvel yapan birilerinden görmedi ise o planör sevdalısını bir çok hayal kırıklığı bekliyor demektir.
Bir planörü kırmak elektrikli ya da yakıtlı bir modeli kırmaktan her zaman daha kolaydır. İtici gücünüz olmadığı için uçağınızın enerjisini her zaman kontrol etmeniz gerekir. Alçak irtifadaki gereksiz bir dönüşünüz, uçağınızın hızsız kalarak stall olmasına ve siz bir anda ne olduğunu anlamadan uçağınızı hasarlamanıza neden olur. Bungeeyi kullanmayı yeni öğrenirken uçağı bırakan kişi ya da sizin illaki eliniz, kafanız uçağın bir yerlerine takılır, elinizden çıkan planör 2 saniye içinde lastiğin acımasız gücü ile bir kaç metre önünüzde paramparça oluverir iyi bir ihtimalle çarpılan elevatörünüz ile sağlam bir iniş yaptığınız da olur. Başlangıçta termik nedir etrafınızdaki hava olayları nasıl gelişir hiç biri hakkında en ufak bir fikriniz yoktur, aval aval havalara bakıp bir ipucu yakalamaya çalışır, daha havalandığınızın üzerinden 2 dakika geçmeden planörünüzün yere kavuştuğunu görürsünüz, bir daha, bir daha dener durursunuz. Yanıbaşınızda pilini takıp, yakıtını koyup dakikalarca
havada kalan aradaşlarınıza imrenerek bakarsınız. Akşama kadar bir lastiğin bir uçağın peşinde koşup yorgun argın eve kendinizi attığınızda planörle uçmanın ne kadar eziyetli olduğunu düşünerek kendinize bu uçakları uçurmak isteyip istemedinizi sorarsınız.
....
Başlangıçta sağlamlık ön planda iken, uçuş saatiniz arttıkça, pilotajınız geliştikçe, inişleriniz istediğiniz gibi olmaya başladıkça her inişinizde uçağın bir yerlerini kırıp dökmemeye başladığınızda planörünüzün sağlamlığından ödün verebileceğinizi, ağırlığını nasıl azaltabileceğinizi sürtünme yaratan etkenleri nasıl ortadan kaldırabileceğinizi ince ince hesaplamaya, gramların çetelesini tutmaya başlıyorsunuz. Kullandığınız yapıştırıcıdan kaplamaya kadar herşeyi planlıyorsunuz, fiber kumaşı, karbon kumaşı keşfedip nasıl kullanacağınızı öğrendiğinizde daha az ağırlıkla daha sağlam nasıl yaparım diye uğraşmaya başlıyorsunuz. Kuyruğu nasıl hafif olsun, pull pull mu koysam, acaba çıta konstrüksüyon mu olsun, balsa blok mu olsun, şu klevislerde ağır kaçacak galiba, en iyisimi yekeleri kontradan keseyim yok yok karbondan keseyim, şu mini servonun ağırlığı neki, torku yeterli midir acaba, alıcımda ufak olsun ama full range olsun, kalem pil dışında nasıl piller var, ay bu ağırlığı en ucuna kadar nasıl koysam vs. bir sürü ıvır zıvır incelikler peşinde koşuyorsunuz.
...
Aynı mesajın içinde geçen, planörle ilgili olmasa bu camiaya adım attığımdan beri beni en çok rahatsız eden konuyla ilgili yazılmış bölüm var. Ne kadar yanlış işlerle uğraştığımızın net bir dille ifadesi. Üstelik bu tutumun ustalar tarafından sürdürülmesi, bilgi birikimi olmayan arkadaşlarımız tarafından taklit edilmesine neden oluyor ki en tehlikelisi budur. Kalemine sağlık.
...Bu camiadaki anlamsız çekişmeyi bir türlü çözemedim, çözemeyeceğim.
Ben senden daha çok modelcilliğe hizmet ettim, sen benden daha az hizmet ettin, sen modelcisin, sen değilsin, sen zengin çocuğusun, paralı adamlardan modelci olmaz, modelciliğe hizmet öyle değil şöyle olur. Hazır uçak alırsan modelci değilsin, kendin yaparsan modelcisin, sadece uçak uçuran modelci değildir, bu adam uçağı kitten yapar iyidir, yok bu plandan çalışır daha iyidir, bu arfcidir kötüdür, o köpüktür işe yaramaz, bu ıhlamurdur uçmaz, bu balsadır süperdir, o kompozittir pahalıdır, vs, vs, vs. Bu işin bir kitabı, öğretisi vardıda biz arada bir yerlerde kaçırdık mı düşünüyorum hep.
Bulunduğum şehirde bile bir avuç modelciyi bir araya toplayamayan bir kaç klüp, o klüplerin içinde gruplar, o gruplardan ayrı başka gruplar, birbiriyle küs bir dolu modelci.
Bunların kime ne faydası var.
Yine Oykun beyin bir yazısından yakaladığım güzel bilgileri aktarıyorum.
....Planör uçurmayı yeni öğrenen birinin motorsuz bir hava aracına hükmederken karşılaşacağı bir sürü zorluk vardır. Heleki bunu daha evvel yapan birilerinden görmedi ise o planör sevdalısını bir çok hayal kırıklığı bekliyor demektir.
Bir planörü kırmak elektrikli ya da yakıtlı bir modeli kırmaktan her zaman daha kolaydır. İtici gücünüz olmadığı için uçağınızın enerjisini her zaman kontrol etmeniz gerekir. Alçak irtifadaki gereksiz bir dönüşünüz, uçağınızın hızsız kalarak stall olmasına ve siz bir anda ne olduğunu anlamadan uçağınızı hasarlamanıza neden olur. Bungeeyi kullanmayı yeni öğrenirken uçağı bırakan kişi ya da sizin illaki eliniz, kafanız uçağın bir yerlerine takılır, elinizden çıkan planör 2 saniye içinde lastiğin acımasız gücü ile bir kaç metre önünüzde paramparça oluverir iyi bir ihtimalle çarpılan elevatörünüz ile sağlam bir iniş yaptığınız da olur. Başlangıçta termik nedir etrafınızdaki hava olayları nasıl gelişir hiç biri hakkında en ufak bir fikriniz yoktur, aval aval havalara bakıp bir ipucu yakalamaya çalışır, daha havalandığınızın üzerinden 2 dakika geçmeden planörünüzün yere kavuştuğunu görürsünüz, bir daha, bir daha dener durursunuz. Yanıbaşınızda pilini takıp, yakıtını koyup dakikalarca
havada kalan aradaşlarınıza imrenerek bakarsınız. Akşama kadar bir lastiğin bir uçağın peşinde koşup yorgun argın eve kendinizi attığınızda planörle uçmanın ne kadar eziyetli olduğunu düşünerek kendinize bu uçakları uçurmak isteyip istemedinizi sorarsınız.
....
Başlangıçta sağlamlık ön planda iken, uçuş saatiniz arttıkça, pilotajınız geliştikçe, inişleriniz istediğiniz gibi olmaya başladıkça her inişinizde uçağın bir yerlerini kırıp dökmemeye başladığınızda planörünüzün sağlamlığından ödün verebileceğinizi, ağırlığını nasıl azaltabileceğinizi sürtünme yaratan etkenleri nasıl ortadan kaldırabileceğinizi ince ince hesaplamaya, gramların çetelesini tutmaya başlıyorsunuz. Kullandığınız yapıştırıcıdan kaplamaya kadar herşeyi planlıyorsunuz, fiber kumaşı, karbon kumaşı keşfedip nasıl kullanacağınızı öğrendiğinizde daha az ağırlıkla daha sağlam nasıl yaparım diye uğraşmaya başlıyorsunuz. Kuyruğu nasıl hafif olsun, pull pull mu koysam, acaba çıta konstrüksüyon mu olsun, balsa blok mu olsun, şu klevislerde ağır kaçacak galiba, en iyisimi yekeleri kontradan keseyim yok yok karbondan keseyim, şu mini servonun ağırlığı neki, torku yeterli midir acaba, alıcımda ufak olsun ama full range olsun, kalem pil dışında nasıl piller var, ay bu ağırlığı en ucuna kadar nasıl koysam vs. bir sürü ıvır zıvır incelikler peşinde koşuyorsunuz.
...
Aynı mesajın içinde geçen, planörle ilgili olmasa bu camiaya adım attığımdan beri beni en çok rahatsız eden konuyla ilgili yazılmış bölüm var. Ne kadar yanlış işlerle uğraştığımızın net bir dille ifadesi. Üstelik bu tutumun ustalar tarafından sürdürülmesi, bilgi birikimi olmayan arkadaşlarımız tarafından taklit edilmesine neden oluyor ki en tehlikelisi budur. Kalemine sağlık.
...Bu camiadaki anlamsız çekişmeyi bir türlü çözemedim, çözemeyeceğim.
Ben senden daha çok modelcilliğe hizmet ettim, sen benden daha az hizmet ettin, sen modelcisin, sen değilsin, sen zengin çocuğusun, paralı adamlardan modelci olmaz, modelciliğe hizmet öyle değil şöyle olur. Hazır uçak alırsan modelci değilsin, kendin yaparsan modelcisin, sadece uçak uçuran modelci değildir, bu adam uçağı kitten yapar iyidir, yok bu plandan çalışır daha iyidir, bu arfcidir kötüdür, o köpüktür işe yaramaz, bu ıhlamurdur uçmaz, bu balsadır süperdir, o kompozittir pahalıdır, vs, vs, vs. Bu işin bir kitabı, öğretisi vardıda biz arada bir yerlerde kaçırdık mı düşünüyorum hep.
Bulunduğum şehirde bile bir avuç modelciyi bir araya toplayamayan bir kaç klüp, o klüplerin içinde gruplar, o gruplardan ayrı başka gruplar, birbiriyle küs bir dolu modelci.
Bunların kime ne faydası var.
Üstüne ekleyecek hiç birşey yok.
Çok güzel, elinize sağlık.
Teknik konuların haricinde bir iki şey söylemek istedim.
Benimki en doğru, benim tarzım en iyi gibi yaklaşımlarla sonuç ortada. Son pragrafta düşündürücü. Topu topu 3-4 forum var rc konusunda ağırlığı olan. Ve guruplaşmalar yada küsmeler almış başını gidiyor. Bu hobi ile uğraşanlara uymayan bir görüntü.
Son zamanlarda kendime sormaya başladım.
Neden bu hobi ile uğraşıyorum?
Neden forumları takip ediyorum?
Bu soruları kendime sormama neden olan sıkıntılarım yukarda sayın Atambayın aktardığım yazısının içinde.
Umarımki, modelciliği neden tercih ettiğimizi hepimiz kendi kendimize sormasını ve doğru yanıt almasını biliyoruzdur.
IAMTHELAW
25-09-2008, 13:32
Metin beyin alıntı yaptığı o yazıyı yazarken hissettiklerim aklıma geldi de, yine hüzünlendim kendi kendime...
Neyse bu konuda benimde içimdeki yara büyük. Konu başka mecralara kaymadan devam edelim...
Bu aşağıya eklediğim fotoğraf aslında bir bilgisayar programı ile yapılmış bir modelleme. Fotoğrafta görünen sarı alanlar termaller. En arka taraftaki kırmızı alanlar yukarı doğru hareketi, mavi alanlar aşağı doğru hareketleri gösteriyor. Bu fotoğrafın kapladığı modellenen alan 5 x 5 x 1,25 Km.
Şimdi aslında güneş havayı heryerde aynı oranda ısıtıyor. Ama termallerin ilk oluşumu yer şekillerinin ısınması ile oluyor. Yerdeki nem oranı, yüzey şekli, daha koyu renkli bir yapı ya da daha açık renkli bir yapı gibi sebeplerle yüzey heryerde farklı oranlarda ısınıyor. Yüzey ısınınca yakın çevresindeki havada ısınıyor ve etrafımızda farklı farklı sıcaklıkta bir sürü hava küeciği oluşuyor. Bunlardan bir tanesi hareket edince diğerleri de hareket ediyor, birbirinin yerine geçiyor ya da birleşiyorlar, birleşenler daha büyük bir hava kütlesi oluşturup beraber hareket ediyorlar. Kimi ısınmış minik hava kütleleri bu geçiş ve yer değiştirmeler esnasında oluşan türbülanslar yüzünden yok oluyor, kimiside birleşip büyüyor. İşte bu yüzden termalleri yer yüzünden gökyüzüne yükselen bir ağaç gibi hayal ederseniz, kökleri yüzeyde zayıf ama geniş bir alana dağılıyor. Birleşip yükseldikçe ağacın gövdesini oluşturuyorlar, çok yukarılara çıktıklarında soğuyup yayılıyorlar sanki ağacın yapraklı bölümü gibi...
Bu nedenle yüzeye yaklaştıkça termallerin gücü ve büyüklüğü az oluyor, halbuki irtaifa arttıkça birleşen bu minik termal baloncuklar geniş bir alana yayılan büyük bir termali oluşturuyorlar.
Bu termallerin oluşumu, büyüyüp gelişimi kousunda o kadar çok değişken var ki, bu yüzden hiç bir termal bir diğerine benzemiyor, aynı güniçinde oluşan termallerin şekli, büyüklüğü gücü farklı farklı oluyor. Hatta aynı saatlerde aynı noktada oluşan termal bile öncekine benzemiyor.
Bu yüzden bu işte ustalaşmak göreceli bir kavram. Her yeni uçuşunuz ayrı bir macera oluyor. Hiç bir uçuşunuz diğerine benzemiyor. Bana göre Planörcülüğü çekici kılan unsurlardan bir tanesi de bu.
Balık tutmak gibi aynı. Balığa gittiğinizde de oltayı atar ve beklersiniz, kimi gün bir sürü balık tutabilirken kimi günde hiç balık gelmez oltanıza, o günkü ödülünüz balık değil, rahatlama ve eğlencedir. Balıkçılıkta ustalaşmış iseniz malzeme ve ekipmanınız ona göre olur. Yılın hangi zamanında avlanacağınızı, hangi oltayı kullancağınızı, balık tutmak için günün doğru saatini bilirsiniz. Avınızı tanırsınız, onu yakalama şansınız artar. Bizim termal avlama macerası da buna benziyor. Onu tanıdıkça, doğru zamanı ve şartları kolladıkça, doğru ekipmanı bir araya getirdikçe avdan boş dönme şansımız azalıyor....
http://img403.imageshack.us/img403/8986/termalpn7.jpg (http://imageshack.us)
Balık tutma benzetmesine kesinlikle katılıyorum. Uzun süre amatör tatlısu balıkçılığı ile uğraştım. Hatta rumuzum bile bir balık ismidir (red fin=kızılkanat). Balık tutmaktan inanılmaz zevk alırım.
Planörden bu kadar keyif almamın nedenlerinden birisi de bu benzerlik zaten.
Termal ile ilgili olarak asvalta yakın yerden çıkış yapan yarışmacı şanslıdır o yüzden yer değişikliği yapılır şeklinde bir kural okudum. Bu şekilde termal oluşumuna katkı sağlayan başka özellikler var mı yerde?
Balık tutma benzetmesine kesinlikle katılıyorum. Uzun süre amatör tatlısu balıkçılığı ile uğraştım. Hatta rumuzum bile bir balık ismidir (red fin=kızılkanat). Balık tutmaktan inanılmaz zevk alırım.
Planörden bu kadar keyif almamın nedenlerinden birisi de bu benzerlik zaten.
Hayallerim yıkıldı. Şimdiye kadar hep kırmızı dikey stablizatör diye algılamıştım. :)
Bu balık işiyle ben de yıllarca uğraştım. Becerebildiğim pek söylenemez. Şimdi RC ile balığı birleştirecek bir FPV kameralı zıpkınlı denizaltı projem var. Önümüzdeki 5 yıl içinde denerim herhalde :)
sink filan uçun işte :D
termalin dışı nasıl olurda ortamdan daha soğuk olur onu anlatırmısınız? termodinamik bilgim süper değilde :) aklıma gelen tek neden yukarıdan aşağı inen, atmosferin yukarılarında daha soğuk olduğu için daha aşağılara çöken daha serin hava kütlesi.
sink filan uçun işte :D
termalin dışı nasıl olurda ortamdan daha soğuk olur onu anlatırmısınız? termodinamik bilgim süper değilde :) aklıma gelen tek neden yukarıdan aşağı inen, atmosferin yukarılarında daha soğuk olduğu için daha aşağılara çöken daha serin hava kütlesi.
Bir hava kütlesinin aşağıya inişi sürüyorsa çevresine göre daha soğuk olması gerekmez mi? Eğer aynı ısıya gelirse düşüşü durur herhalde.
IAMTHELAW
25-09-2008, 21:44
sink filan uçun işte :D
termalin dışı nasıl olurda ortamdan daha soğuk olur onu anlatırmısınız? termodinamik bilgim süper değilde :) .
Aslında termalin dışındaki alan ortamdan daha soğuk değil, termalin bulunduğu alandan daha soğuktur sadece. Yani termallerin arasında kalan alanlar genel olarak sink alanıdır. Ama burada endişelenecek bir şey yok. Bu sink alanlarının hepsi o kadar güçlü değil. Nasıl ki termallerin bazıları çok zayıf, bazıları ise çok güçlü aynı şekilde sink alanları da zayıf (nötre yakın) ya da gerçekten etkisini hissedebileceğimiz kadar güçlü olur.
Etrafımızda en az termaller kadar sink alanı vardır. Ne kadar hava kütlesi yukarı doğru hareket ediyorsa en az o kadar hava kütleside aşağı doğru iniyor demektir.
Zaten sink in kelime anlamı çöküş. Bu çöküşün tek nedeni soğuk hava değil. Ama her halukarda o çöküş alanının sıcaklığı termal in sıcaklığından düşük olur.
Bir hava kütlesinin aşağıya inişi sürüyorsa çevresine göre daha soğuk olması gerekmez mi? Eğer aynı ısıya gelirse düşüşü durur herhalde.
Hava kütlesinin aşağı düşüşünün sebebi asli olarak soğuması değil yukarıda anlatmaya çalıştığım havanın yer değiştirme prensibi.
IAMTHELAW
25-09-2008, 22:33
Termal ile ilgili olarak asvalta yakın yerden çıkış yapan yarışmacı şanslıdır o yüzden yer değişikliği yapılır şeklinde bir kural okudum. Bu şekilde termal oluşumuna katkı sağlayan başka özellikler var mı yerde?
Güneş ışınları yeryüzüne ulaştığında bir kısmı yer yüzü tarafından emiliyor, bir kısmı ise geriye yansıtılıyor. Yeryüzünün ısınmasıyla yakın çevresindeki hava kütlesi de ısınıyor. Bizim termaller bu ısınan ve yeryüzünden kopan hava kütleleri.
Yukarıda bir yerlerde aslıda bu ısınmanın gücünün yeryüzü şekillerinin özelliğine neme rüzgara günün saatine vb bir takım değişkenlere bağlı olduğunu söylemiştik.
Şöyle bir çizelge ekliyeyim aşağıya. Bu alanlarla ilgili kafanızda bir fikir oluşur o zaman.
Tablo güneş ışınlarının değişik yüzey özellikleri tarafından nekadarının yansıtıldığına ilişkin. Bu durumda ışınları daha az yansıtan, yani daha fazla absorbe aden alanlar etrafına göre daha falz ısınıp daha iyi termik oluşturan bölgeler oluyor.
Söz konusu tabloyu yabancı bir kaynaktan çevirdim ne kadar bilimseldir bilmem ama ortalama değerler veriyor işte.
Yansıtma oranları:
Koyu renkli toprak % 7-15
Asfalt yollar % 5-20
Çıplak toprak veya kayalıklar % 10-25
Çeşitli ekin tarlaları % 4-17
Kuru anızlar % 5-20
Hafif kuru kum % 15-25
Çöl alanları % 20-30
Su yüzeyi % 20-50
Yeşil çimler % 12-30
Islak yeşil çim %12-40
Kış güneşinin dünyaya yaz güneşinden daha eğik bir açıyla gelmesi sebebi ile yazın termal oluşumu daha fazla, kışın daha az oluyor. İç bükey yüzey şekilleri dış büyek yüzey şekillerinden daha fazla ısı absorbe edebiliyor. Güneye bakan yüzey şekilleri kuzeye bakanlardan daha fazla ısı depoluyor,
İşte bir uçuş sahasında ısıyı absorbe eden ve termik oluşturma ihtimali olan yerlere HOT SPOTS (Sıcak noktalar) deniyor.
Ağaçlık bölgelerin farklı bir özelliği var. Ağaçlar güneş ışınlarının toprağa gelmesini engellediğinden ağaçlı bölgeler yavaş yavaş ısınıyor. Ama bu ağaçlar aynı zamanda yavaş yavaş aşağıda oluşan ısınan havayı tutuyor ve ağaç grubu içinde hapisolan bu termal yeterince büyüdüğünde yukarı yükseliyor. Ağaçların üzerinde bu yüzden her zaman zayıfta olsa bir lift alanı oluyor.
Bulutlar güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşmasını engellediği için bulutlu bir günde termal oluşumu daha az oluyor. Burada her ne kadar doğrudan güneş ışınları yeryüzüne ulaşamasa da gözle göremediğimiz güneş ışınları (kızıl ötesi ışınlar gibi) bulutları aşarak yeryüzünü yine de ısıtıyor.
Termal oluşturacak alanlara örnek olarak, büyük asfalt alanlar ya da beton binaların bulunduğu yerler, çok sayıda aracın par ettiği geniş park alanları, biçilmiş kuru çim veya ekin gruplarının bulunduğu yerler (ki bunlar içinde ısıyı hapsedip günün ilerleyen saatlerinde bırama ihtimali olan yerler), kayalık veya çakıllardan oluşan yerler, (yüksek miktarda ısıyı absorbe edebiliyorlar) .
Bu bilgilere göre bizim kampüs alanı oldukça verimli olacak sanırım.
Sorgulamaya başladıkça aklıma yeni şeyler takılıyor. Planör kancadan erken kurtulduğunda neden loop yapmak gerekiyor?
irtifa az ise stall olup çakılmasın diye,olan hızı kullanıp uçuşa devam edebilmek için.
Peki loop atabilecek hız varsa o hızı yükselmek için kullanıp manevra yapılamaz mı?
Ve bir de loop atınca hız daha da yavaşlamış olarak planör dönüp aynı noktaya geliyor.
uçak dikine kaldığı için pilot şaşırabiliyor. illaki lup yapılacak diye birşeyde yok.
Bu kancadan erken kurtulma sık rastlanılan bir durum mudur? Pilotaj hatası mıdır?
sık rastlanmadı benim gördüklerimde. uçağa alışana kadar oluyor. daha çok rüzgarın yönünün değişmesi ile uçak sağa sola gidiyor o daha tehlikeli.
Kanca pozisyonu ve ağırlık merkezi de kancadan çıkmada etkili faktörler.
Ayar uçuşları sırasında, örneğin ağırlık merkezi önde kaldı diye elevatöre yukarı trim vermiş olabilirsiniz, bu yukarı trim, launch esnasında uçağı dikeceği için kancadan çıkmasına sebep olabiliyor.
Ya da kanca pozisyonu geride kalmışsa da uçak kancadan atabiliyor. Bunlar genellikle ilk uçuşlarda, ayarlar oturana kadar olan şeyler. Ayarları oturmuş bir planör bir daha kolay kolay kancadan filan çıkmaz.
IAMTHELAW
07-10-2008, 10:56
Egemen durumu özetlemiş. İlk uçuşlarda başınıza gelmemesi için kancanın uçağın CG sinden 1 cm önde olmasını sağlayın. Bu şekilde çıkışlarınız emniyetli ancak daha yatay bir açı ile olacaktır. Bu uçakların bungee ile ilk bırakıldıkları andaki açıları 80-90 derece arasındadır. ilk 20 metreden sonra biraz daha yatay bir uçuşa geçerler. Kanca ileri pozisyonda başlayıp bu çıkış şeklini sağlayana kadar kancayı geriye kademeli olarak kaydırmak gerekir. Ama kanca ASLA CG den geride olamaz. Bu çıkış uçağın kırımına neden olabilir. Eğer uçak çıkış anında karşı rüzgara rağmen çok aşırı derecede sağa sola kaçışlar yapıyorsa kanca pozisyonu en geri limittedir. bir kaç mm daha önde olmalıdır.
Kanca pozisyonu ve CG biribiri ile çok ilişkili konular. Sıklıkla yapılan hatalardan-unutulan husulardan biri de şudur.
Siz uçağın başlangıç uçuşları için öngörülen CG yi ayarlayıp ilk uçuşlarınızı yaparsınız. Bu esnada kanca pozisyonunuz CG nin bir-kaç mm kadar önündedir. DAha sonra tecrübeniz arttıkça CG yi geriye doğru kaydırısınız ama genelde kancayı da kaydırmayı unutursunuz. Bu şekilde olan uçuşlarda cg niz geriye kaymıştır, ama kancanız eski yerinde yani olması gereken yerden daha ileride kaldığı için çıkışlarınız daha az dik, yani yetersiz kalır. CG değişikliği sonrasında kanca pozisyonunun da ona göre ayarlanması gerekir.
İdeal olan çıkış açısını yani mümkün olan en dik çıkışı elde etmek için elevatör trimi de kullanılabilir. Ancak bu doğru değildir. Uçağınızı yukarıda düz uçuş trimine ayarladıktan sonra çıkış öncesi elevatörünüze bir iki tık yukarı trim verirseniz çıkışınız dik hale gelir. Ama çıkış bitince her defasında tekrar düz uçuş trimine ayarlamanız gerekir. Bu yüzden doğru olan uçak düz uçuş için trimlendikten sonra kancanın pozisyonu ile oynayarak doğru çıkış açısının ayarlanmasıdır. Eğer kumandanız müsait ise bir fırlatma modu ayarlayıp çıkış anında bir iki tık yukarı elevatör trimi verecek bir düğme ayarlayıp çıkış sonunda bunu kapatıp uçağın düz trimle uçmasını sağlayabilirsiniz.
F3J makinelerinde kancanın pozisyonunu yarım mm, bir mm aralıklıklaral ayarlayabiliyoruz. Bir tür vidalı sıkışmalı kayan kanca sistemi var.
2 metrelerde fazladan delik olur kanca pozisyonu için, yada kendiniz açarsınız. Oradaki kanca takozunu delik deşik etmek pek iyi olmaz tabiki. Bu yüzden ideale yakın bir çıkış elde edecek pozisyonu bir defa bulunca bir daha oynamayız.
Albatrosta GC 5.5 cm olarak belirtilmiş ama kanca delikleri çok daha geride.
"f3j makinesi" kulağa komik geliyor ama onlar modelden öte birşey hakikaten.
Biz de modifiye Albatros makinası yaparız.
IAMTHELAW
14-10-2008, 18:19
Metin beyin isteği üzerinde rüzgarlı havalarda planörle uçmak üzerine bir kaç bilgi vermek istiyorum. Rüzgarlı havada planör uçurmakla termiği bol havada planör uçurmak çok farklıdır. Çok rüzgarlı havada termik çok hızlı akacaktır. Ancak artan geriye sürüklenme yüzünden içinde daire çizmek çok zor olur. bu yüzden yamaç uçuşu yapar gibi mümkün mertebe çok fazla kumanda vermeden, uçağı rüzgar içinde sabit tutumaya çalışıp, eğer bizi bir termik geçerse o esnada tırmanmaya çalışırız.
Yarışma için düşününce iniş puanı almak gerekeceği için muhakkak modelin rüzgar içine akabilmesi, ileri yol alabilmesi gereklidir. Gereğinden fazla ağır bir model havada kalış sürenizi azaltacak, gereğinden hafif olanla ise doğru inişi gerçeklştirecek ileri hızınız olmayacaktır.
Modeli ağırlaştırmak için CG sine balast ekliyoruz. Her modelde farklı yöntemle yapılır bu. Bizim sahip olduğumuz şu anki modelde kanat içinde bir balast tüpü var içine civa çeliğinden mamul parçalı ağırlıklar koyabiliyoruz. ALbatros gibi bir model de kanadın altına gövde içine oynamayacak bir ağırlık yapıştırmak yeterlidir. Başka modellerde CG yi bozmayacak şekilde gövde içinde balast yuvaları bulunur.
Hangi şiddetteki rüzgarda modelin ne kadar balasta ihtiyaç duyduğunu ancak modeli tanıdıkça, o hava şartlarında test ettikçe anlayabiliyorsunuz.
Fazla rüzgarlı havalarda rüzgar altına gitmek pek iyi bir fikir değildir. Modeliniz geri gelmeyebilir. Çok alçakta rüzgar altı dönüşler iyi değildir, modelinizi topalryamazsanız bir kanat üzeri düşüşle hasarlamak çok kolaydır. Rüzgarda uçarken sürekli minik düzeltmelerle modelin burnunu hep rüzgar içinde hatta hafif çapraz tutarız. bu yüzden el alışkanlığını geliştirir, farkında olmadan yüzlerce minik düzeltme yaparsınız bir kaç dakika içinde.
Mecbur kalmadıkça, yamaç uçuşu tipi bir uçuş yapılmadıkça modeli rüzgarda uçurmak elimizdeki motorsuz hava aracı için gereksiz risk almaktır.
Bizim, (daha doğrusu Özgür'ün) yarışma esnasında aldığı en taktik kararlardan birisiydi balast kullanmamak. Miles, albatros'a nazaran rüzgar içinde çok daha rahat hareket eden bir uçak. Şiddetli rüzgarda bile kanat penetrasyonu, ileri gitmesini zaten sağlıyor. Balast ile uçuş yapanlar belki rüzgarda daha kolay hareket ettiler ama çabuk çöktüler. Buna rağmen biz balastsız uçaklarla yelken uçuşu yaparak havada daha fazla tutunduk ve fena olmayan iniş puanları da alarak 3. raunda kadar birinci olarak gelmeyi başardık.
İki hafta önce yaptığımız antrenmanda ben ne olur ne olmaz, Miles'ı yetiştiremem Coşku (KLL)'nun Albatrosu ile uçmak zorunda kalabilirim diye yarışmadakinden daha hafif bir rüzgarda Albatros uçurduğumda uçak resmen geri geri uçmuştu. Havada güzel tutunuyordu ama ileri gitmek neredeyse mümkün değildi. Her seferinde ya kalkışımdan çok daha geriye inmek zorunda kaldım, ya da kancadan çıktığım noktaya indim. Albatros rüzgarda muhakkak balast istiyor bence.
Ama Oykun'un dediği gibi, mecburiyet olmadıktan sonra en iyisi şiddetli rüzgarda modeli hiç riske etmemek.
Teşekkürler bu yararlı bilgiler için. Eninde sonunda rüzgarda uçmayı öğrenmemiz lazım. Geçtiğimiz yaz boyunca sürekli rüzgar oldu burada. Hiç olmazsa hafif rüzgarlarda başlayalım denemelere.
Kanca pozisyonu ilgili kafama takılan bir nokta var. Bende kanca ağırlık merkezinin oldukça gerisinde kaldı. Hem kanca plana göre hem ağırlık merkezi. ancak çıkışlar sanki kanca fazla önde gibi zayıf. Acaba aşağıya çizdiğim gibi bir yaklaşım olabilir mi? Model burnu havadayken kanca pozisyonu ağırlık merkezinin önünde kalıyor.
Yok böyle birşey olmaz derseniz benim kanca şu an ağırlık merkezinin en az 2 cm arkasında ama videolarda gördüğünüz şekilde çıkıyor.
Anlam veremedim gitti.
IAMTHELAW
14-10-2008, 20:05
Bizim, (daha doğrusu Özgür'ün) yarışma esnasında aldığı en taktik kararlardan birisiydi balast kullanmamak.
Bak ikidir aynını diyon bişey demiyorum :) Özgür gelip cheating yaptım soairist modellerine 100 gram balast yüklüyor ne yapalım dedi. Ben de yok arkadaşlar biz iki hafta evvel bu havadan daha sert havada balastsız uçurduk modeli. Balast yüklenecek hava çok daha sert olmalı dedim. Zira biz yarışmadan bir hafta evvel Pazar günü A2 yarışmasının olduğu senin tatilden geldiğin gün yarışma günündeki rüzgarın iki katı daha fazla rüzgarda denedik modelleri. ve ilk defa o havada miles ın süzgarda geri sürüklendiğini gördüm. O gün bile yerinde durması için 4 balast koyduk. Full balast değil yani. yaptığım 3 denemede de 3,5 dakika civarında havada kalmıştı model.
Hatta Özgür telefonda kızmıştı bize o kadar rüzgarda moel mi uçurulur, kıracaksınız modelleri diye :)
Normalde rüzgarda pek uçuş yapılmadığından yarışmada ilk defa o kadar fazla rüzgarı gören ekipler uçaklarını balast yüklediler. Buda gereksiz ağırlaşan modellerin bizimkilerden daha az havada kalmalarına sebep oldu. Bize göre o rüzgar çok fazla sayılmazdı.
Kanca pozisyonu ile iligli bir yorum yapacağım, ancak birileri geldi. İlerleyen saatlerde devam..
Bak ikidir aynını diyon bişey demiyorum :) Özgür gelip cheating yaptım soairist modellerine 100 gram balast yüklüyor ne yapalım dedi. Ben de yok arkadaşlar biz iki hafta evvel bu havadan daha sert havada balastsız uçurduk modeli. Balast yüklenecek hava çok daha sert olmalı dedim. Zira biz yarışmadan bir hafta evvel Pazar günü A2 yarışmasının olduğu senin tatilden geldiğin gün yarışma günündeki rüzgarın iki katı daha fazla rüzgarda denedik modelleri. ve ilk defa o havada miles ın süzgarda geri sürüklendiğini gördüm. O gün bile yerinde durması için 4 balast koyduk. Full balast değil yani. yaptığım 3 denemede de 3,5 dakika civarında havada kalmıştı model.
Hatta Özgür telefonda kızmıştı bize o kadar rüzgarda moel mi uçurulur, kıracaksınız modelleri diye :)
Hadi ya... Ben Özgür'e sordum balast işini napıcaz diye, "Balast filan koymayacağız" dediydi. Sizin konuştuğumuzdan haberim yok valla...:)
Öyle ya da böyle, balast koymama kararı çok yerinde bir karardı. Her ikinize de teşekkürler. ;oleeea:
IAMTHELAW
14-10-2008, 20:37
Metin bey, modelin ağırlık merkezini kaç mm. ayarladınız ?
Benim izlediğim uçuşlarınızda sizin de belirttiğiniz gibi çıkışınız olması gerekenden daha yatay görünüyor.
Bungeeyi ne tip bir lastikten yaptınız ve misina uzunluğu nedir? Misina kaçlık misina?
Kancanın ağırlık merkezinden geride olduğu durumlarda model yukarı çıkarken sağa sola kaçmak ister. stabil olmayan bir çıkış şekli vardır. Zaten sizi rahatsız eder hemen anlarsınız. Sizin çıkışlarınız ise tam tersine düz bir hatta.
Ya ağırlık merkeziniz ya da kancanın yeri konusunda bir sorun var.
Ayrıca izlediğim uçuşlarda model sürekli yunusluyor. Stall oluyor. Patlar motorlu model uçuruyorsunuz değilmi.? Uzun süre patlarlı model kullanan kişilere planör kumandası garip gelir. Aslında çok daha nazik kumandalar verilmesi gerekir. Modelin tepkileri daha yavaştır. Dönüşlerde çok güçlü bir termalin içinde olmadıkça kanatlar mümkün olan en az yatışı gösterecek şekilde dönülür. Planörde verilen her gereksiz kumanda ve düzeltme drag (sürtünme) demektir, enerjinizi öldürür.
Modelinizi bungee ile çektiğinizde onun düz bir hat üzerinde uçmasına izin verin. Mükünse fazla rüzgarlı olmayan bir havada model kancadan çıkınca modeli yandan görecek şekilde uçurun ve kumandayı bırakın. Model düzgün bir süzülüş veriyor mu? Elevatör trimine ihtiyaç duyuyor mu anlamaya çalışın. Alçalış var mı yükseliş varmı gözlemleyin. Albartos çok yavaş hızlarda dahi stall olmayan bir planördür. Aslında sandığınızdan çok daha yavaş uçabilir. Birde acaba lastiği yeterince germiyor olabilirsiniz. Eğer lastik bizim kullandığımız örgülü muhafazası olanlardan ise 30 metrelik bir lastiği fırlatma için 30 adım kadar gerdirin. Modele hakim olamayacak, elde tutamayacak kadar gerginlik fazladır.
Dönerken sanki bir tabağın dış kenarında dönüyormuş gibi yapın, modelin kanadını aşırı yatırmayın ve muhakkak dönüşleri elevatör ile besleyin.
Kancanın yeri ve ağırlık merkezinin yerini yazabilir misiniz. Kancanın pozisyonu için kancanın gövdeye dik duran parçası referans alınır. Şu an elimde yeni albatros yok. Başka bir yere gitti. Plana bakamıyorum. Eskisi ile fark olabilir diye soruyorum. Planda kanca hücüm kenarından kaç mm içerde? Sizin CG niz kaç?
Mesajınızda kancam CG den en az 2 cm geride demişşiniz bunda kesin bir sorun var.
CG nizi ne şekilde ölçüyorsunuz? CG machine gibi bir aletlemi? Yani mümkün olan hassas şekilde ölçmelisiniz CG nizi. Planörde çok önemlidir CG.
Yeni sorularla devam edeyim. Bu lastik germe işi bizim arkadaşların oldukça sızlandığı bir konu olmaya başladı. Aslında videolarda gördüğüm kadarıyla çok fazla güç harcamıyorlar. Bizim 2 metrelik Burçin'in tek başına zor tutacağı kadar gerdirmemize rağmen sanki videolarda gördüğüm çıkışlar daha yükseğe oluyor gibi geldi. Kancadan erken veya geç çıkmadığım zaman bile daha az yüksekte kaldığımı düşünüyorum. Belki de siz görüntülere bakıp yeterli yükseklik diyebilirsiniz.
Konuyu fazla dağıtmadan bu çıkış işine bir çözüm bulmak lazım. Acaba vinç kullansam lastik gerdirme sorunu kalmaz ama bir taraftan da lastikle çıkışta anormal bir keyif alma durumum var. Aynı keyfi verir mi? Bunun yerine planöre motor takıp havalandırsam pilotaj tecrübesini arttırmaya katkısı olur mu yoksa planör uçurmuş olduğumla mı kalırım? Bizimkilere acımayıp lastik gerdirtmeye devam mı edeyim?
Metin bey, modelin ağırlık merkezini kaç mm. ayarladınız ?
Benim izlediğim uçuşlarınızda sizin de belirttiğiniz gibi çıkışınız olması gerekenden daha yatay görünüyor.
Bungeeyi ne tip bir lastikten yaptınız ve misina uzunluğu nedir? Misina kaçlık misina?
Kancanın ağırlık merkezinden geride olduğu durumlarda model yukarı çıkarken sağa sola kaçmak ister. stabil olmayan bir çıkış şekli vardır. Zaten sizi rahatsız eder hemen anlarsınız. Sizin çıkışlarınız ise tam tersine düz bir hatta.
Ya ağırlık merkeziniz ya da kancanın yeri konusunda bir sorun var.
Ayrıca izlediğim uçuşlarda model sürekli yunusluyor. Stall oluyor. Patlar motorlu model uçuruyorsunuz değilmi.? Uzun süre patlarlı model kullanan kişilere planör kumandası garip gelir. Aslında çok daha nazik kumandalar verilmesi gerekir. Modelin tepkileri daha yavaştır. Dönüşlerde çok güçlü bir termalin içinde olmadıkça kanatlar mümkün olan en az yatışı gösterecek şekilde dönülür. Planörde verilen her gereksiz kumanda ve düzeltme drag (sürtünme) demektir, enerjinizi öldürür.
Modelinizi bungee ile çektiğinizde onun düz bir hat üzerinde uçmasına izin verin. Mükünse fazla rüzgarlı olmayan bir havada model kancadan çıkınca modeli yandan görecek şekilde uçurun ve kumandayı bırakın. Model düzgün bir süzülüş veriyor mu? Elevatör trimine ihtiyaç duyuyor mu anlamaya çalışın. Alçalış var mı yükseliş varmı gözlemleyin. Albartos çok yavaş hızlarda dahi stall olmayan bir planördür. Aslında sandığınızdan çok daha yavaş uçabilir. Birde acaba lastiği yeterince germiyor olabilirsiniz. Eğer lastik bizim kullandığımız örgülü muhafazası olanlardan ise 30 metrelik bir lastiği fırlatma için 30 adım kadar gerdirin. Modele hakim olamayacak, elde tutamayacak kadar gerginlik fazladır.
Dönerken sanki bir tabağın dış kenarında dönüyormuş gibi yapın, modelin kanadını aşırı yatırmayın ve muhakkak dönüşleri elevatör ile besleyin.
Kancanın yeri ve ağırlık merkezinin yerini yazabilir misiniz. Kancanın pozisyonu için kancanın gövdeye dik duran parçası referans alınır. Şu an elimde yeni albatros yok. Başka bir yere gitti. Plana bakamıyorum. Eskisi ile fark olabilir diye soruyorum. Planda kanca hücüm kenarından kaç mm içerde? Sizin CG niz kaç?
Mesajınızda kancam CG den en az 2 cm geride demişşiniz bunda kesin bir sorun var.
CG nizi ne şekilde ölçüyorsunuz? CG machine gibi bir aletlemi? Yani mümkün olan hassas şekilde ölçmelisiniz CG nizi. Planörde çok önemlidir CG.
CG başlangıçta 5.5cm önerilmişti. Ben de o şekilde ayarladım.
Bungee lastiğini Selim bey gönderdi. Sanırım 6mm çapında. 30 metre uzunluğunda. 120 lik 100 metre misina ekledim ve arada bir fırdöndü var.
Yunuslama konusu biraz da benden kaynaklanıyor. Daha dik tırmanması için sıfır trimle fırlatıp havada biraz yükseliş trimi veriyorum. Ama hız azaldığında yükseliş trimi stala neden oluyor. Daha sonraki çıkışlarda yükseliş trimini düzeltmeden çıktım pek değişen birşey olmadı. Stad içinde uçurduğumdan oralara bir yere inmek kenarda koşanlara çarpmamak için aşırı komutlar verdiğim oluyor. İlk deneme videosunu açık arazide çektik. İnişlerde yunuslama oldu ama havada daha düzgün bir gidişi vardı.
Albatros kitindeki 3 kanca deliğinin en öndekini kullandım. En ön delik bile hücüm kenarı hizasından yaklaşık 7-8cm(ölçmedim göz kararı geride). CG yi önerilen en geriye alsam bile kanca en ön delikteyken arkada kalıyor. Siz kanca yerini yazdığınızda ilk işim kontrol etmek oldu. Kesinlikle geride kalıyor kanca.
CG ölçümünü yanlış yapsam da kanca-CG arası mesafede sorun var. Sadece benim CG ayarım hatalı olur ki onu da doğru yaptığıma inanıyorum. Kendi yaptığım bir CG ölçüm aleti var onu kullanıyorum. Son derece hassas birşey yaptım. Hata payı 1mm den fazla olamaz.
IAMTHELAW
14-10-2008, 21:51
Metin bey vinç işini 2m. sınıfı planör için düşünmeyin. hem maliyetli bir şey , hemde uygun yolla kullanılmadığı zaman planörünüzü kırarsınız. Bu vinçler 2,5 kiloluk uçakları çıkartıyor yukarı. Araba marş motorundaa yapıldığı için fazla güçlü oluyorlar. Eğer uğraşır gücü ayarlanabilir bir tane yaparım derseniz o başka. Ama lastik 2m için keyiflidir. 6 mm bungee lastiğini rüzgarlı havalarda kullanmak idealdir ancak biz normal havalarda 8 mm lik kullanıyoruz. http://www.girispvc.com/urunlerimiz.asp?id=26 adresinden temin edebilirsiniz. Hepimiz oradan aldık. Modelci olduğunuzu söyleyin. 30 metrelik lastik ve uçlarında montaj kancalarını toplam 15-18 ytl ye felan satıyorlar. Motorlu planörde güzeldir. Ama benim bugüne kadar etrafımda gördüğüm motorlu planör uçuran arkadaşlar (bunlara Coşku da dahil :) ) genelde motorun kolaylığına alışıp 2-3 metrelik planörleri sanki eletrik motorlu sıradan bir model gibi kullanıyorlar. Ellerindeki makinenin termal bir süzülücü olduğunu unutuyorlar.
Benim şahsi kanaatime göre elinizin altında bir motor olunca termal uçuşu öğrenme süreci yavaşlıyor. Aslında bilinçli kullanılan motorlu bir planör çok büyük rahatlık.
Bugün benim elime verseniz motorlu bir planörü, ben o motoru bungee niyetine kullanır, planörü 250 metre irtifaya çıkartıp motoru kapattıkdan sonra termal aramaya çalışırdım. Yere yaklaşınca tekrar yukarı....
Tercih sizin tabiki. Ama bu planörn lastik ile düzgün çıkışlar yapabilmesi gerekir. Özellikle hafif bir rüzgar olduğunda rüzgara karşı yapacağınız bir çıkışta 100 metrenin üztünde çıkış irtifanız olur.
6 lık lastik ve 120 lik misina biraz ağır bir konfigrasyon. 100 lük misina da işinizi görecektir. Gereksiz ağırlıktan kurtulursunuz.
IAMTHELAW
14-10-2008, 22:56
Metin bey bir sonraki denemeniz için uçağın CG sini 65 e kaydırın. Bu durumda en öndeki kanca cg ye daha yakın olacaktır. 5,5 cm deki CG uçağın düzgün süzülüşü için biraz tutucu bir CG. Zaten Selim abi nottlarında bunu tavsiye ettiğini ancak daha sonra yavaş yavaş ağırlık eksiltmemizi söylemişti. Daha geride deneyebilirsiniz. Ama dikkat edin planörün kesintisiz bir şekilde ileri doğru süzülebiliyor, olması lazım. Hızını iyi gözleyin. Stall etmeyin.
Keşke bir defa yanınızda olup gösterebilsek. Bu durumda tarif etmek çok fayda etmiyor. Deneyerek, uçuşlarınız arasında farkı gözleyerek doğru süzülüş hızını ve oranını bulmanız gerekecek.
Metin bey vinç işini 2m. sınıfı planör için düşünmeyin. hem maliyetli bir şey , hemde uygun yolla kullanılmadığı zaman planörünüzü kırarsınız. Bu vinçler 2,5 kiloluk uçakları çıkartıyor yukarı. Araba marş motorundaa yapıldığı için fazla güçlü oluyorlar. Eğer uğraşır gücü ayarlanabilir bir tane yaparım derseniz o başka. Ama lastik 2m için keyiflidir. 6 mm bungee lastiğini rüzgarlı havalarda kullanmak idealdir ancak biz normal havalarda 8 mm lik kullanıyoruz. http://www.girispvc.com/urunlerimiz.asp?id=26 adresinden temin edebilirsiniz. Hepimiz oradan aldık. Modelci olduğunuzu söyleyin. 30 metrelik lastik ve uçlarında montaj kancalarını toplam 15-18 ytl ye felan satıyorlar. Motorlu planörde güzeldir. Ama benim bugüne kadar etrafımda gördüğüm motorlu planör uçuran arkadaşlar (bunlara Coşku da dahil :) ) genelde motorun kolaylığına alışıp 2-3 metrelik planörleri sanki eletrik motorlu sıradan bir model gibi kullanıyorlar. Ellerindeki makinenin termal bir süzülücü olduğunu unutuyorlar.
Benim şahsi kanaatime göre elinizin altında bir motor olunca termal uçuşu öğrenme süreci yavaşlıyor. Aslında bilinçli kullanılan motorlu bir planör çok büyük rahatlık.
Bugün benim elime verseniz motorlu bir planörü, ben o motoru bungee niyetine kullanır, planörü 250 metre irtifaya çıkartıp motoru kapattıkdan sonra termal aramaya çalışırdım. Yere yaklaşınca tekrar yukarı....
Tercih sizin tabiki. Ama bu planörn lastik ile düzgün çıkışlar yapabilmesi gerekir. Özellikle hafif bir rüzgar olduğunda rüzgara karşı yapacağınız bir çıkışta 100 metrenin üztünde çıkış irtifanız olur.
6 lık lastik ve 120 lik misina biraz ağır bir konfigrasyon. 100 lük misina da işinizi görecektir. Gereksiz ağırlıktan kurtulursunuz.
Ben de sizin dediğiniz gibi düşünüyorum. Motoru sadece tırmanmak için kullanıp sonra termal aramaya çalışacağım. Zaten seçeceğim piller de motoru kısa süre çalıştıracak kadar olacak zaten. Bu yöntemle ağırlığı 700 grama kadar düşürebileceğimi sanıyorum. Bu durumda motora karar vermiş bulunuyorum.
Metin bey bir sonraki denemeniz için uçağın CG sini 65 e kaydırın. Bu durumda en öndeki kanca cg ye daha yakın olacaktır. 5,5 cm deki CG uçağın düzgün süzülüşü için biraz tutucu bir CG. Zaten Selim abi nottlarında bunu tavsiye ettiğini ancak daha sonra yavaş yavaş ağırlık eksiltmemizi söylemişti. Daha geride deneyebilirsiniz. Ama dikkat edin planörün kesintisiz bir şekilde ileri doğru süzülebiliyor, olması lazım. Hızını iyi gözleyin. Stall etmeyin.
Keşke bir defa yanınızda olup gösterebilsek. Bu durumda tarif etmek çok fayda etmiyor. Deneyerek, uçuşlarınız arasında farkı gözleyerek doğru süzülüş hızını ve oranını bulmanız gerekecek.
Selim bey 150 gram ağırlıkla dengeye getirdiğini yazmıştı. Ben burun konisini iyi bir şekilde oymama ve içine kurşun eritip dökmeme rağmen sadece 90 gram kurşun sığdırabildim. Koninin arkasına plaka şeklinde döktüğüm kurşunları ekleyip toplam 110 (yanlış hatırlamıyorsam) gram civarında ağırlıkla dengeye getirebildim.
Az önce tekrar baktım son uçuşta 10 gram eksiltme yapmıştım. CG 57-58mm arasına gerilemiş. Dediğiniz gibi yaparsam burnunu yukarıda tutarak uçurmama gerek kalmayacak. Anlatımlarınız gerçekten yararlı oluyor. Kesintisiz ileri süzülme işini sıfıt trimle yapacak hale getireceğimi sanıyorum. En azından videodan gözlemleyip sorunlu noktaları yakalayabiliyorsunuz.
Bir sonraki mesajda az önce çektiğim fotografları ekleyeceğim. Albatros planından çektiğim görüntü de var.
Kanca için orta delik önerilmesine rağmen ben sizin yazınızdan sonra ön deliği kullandım. Birazdan göreceksiniz ki ön delik bile hücum kenarından 7 cm geride.
İlk fotograf plandan çekilme. CG sınırları ve kanca yerleri görünüyor. Ortadaki delik ki planda kanca oaya takılı, CG arka sınırının da gerisinde. Arka deliğin mesafesini düşünün artık. Ön delik ise CG sınırları içinde ama başlangıç için önerilen ön sınırın gerisinde.
İkinci fotograf gönyey bağladığım çıtayı hücum kenarı hizasına getirip kancanın yerini ölçme şekli.
Üçüncü fotografta 7 cm görülüyor.
Dördüncü fotografta 57mm CG'de dengede duran plaörün kancasının ne kadar geride olduğu çok net.
Son fotograf CG ölçme aletim. Detayları bir sonraki mesajda.
Bu da CG ölçme aletinin fotografları. Eski çamaşır ser den kestiğim demir çubuklar, tahta, plastik boru, 3mm civata ve power pointte çizip balsa çubuklara yapıştırdığım skala. Bir ara skalayı daha estetik bir plastik cetvelle değiştireceğim.
Bugün biraz eğitim faaliyetinin ardından Albatros ile çıkış denemesi yapmak istedim. Selim beyin kancayı orta deliğe takma ısrarı üzerine kanca yerini geriye alıp denedim. Değişen birşey olmadı. Yine yatay ve zayıf çıkış oldu. İkinci denemede misina koptu. Daha sonraki denemelerde 120 lik misina paraşüte bağlandığı yerden sürekli koparak işin tadını tuzunu kaçırdı. Çok az bir gerdirmeye rağmen henüz birkaç kez kullanılmış misinanın kopması garip geldi. İlginç olarak lastik de fazla bir çekiş sağlayamıyor sanki. Bakalım bu işin sonu nereye varacak.
Misinanın sürekli kopması ilginç hakikaten. Biz çok ciddi rüzgarda 100'lük misina ile çıkış yapmıştık. Lastik bir süre sonra performansını yitirebilir ama bu süre çok da kısa olmamalı. Gerçi hava şartlarına bağlı olarak süre kısalabiliyor. Malatya'da havalar soğuk mu seyrediyor şu sıralarda?
IAMTHELAW
16-11-2008, 20:02
Metin bey misinanın paraşüte bağlandığı yerde metal aksam var mı?
Misina düğüm yerinden mi kopuyor?
Normalde bizdeki paraşütlerin kubbenin ters tarafında iplerin birleştiği noktasında metal halka vardır. (Paraşütün uçağa takıldığı kubbenin tepesinde de halka vardır)
Bu metal halkaya misinayı düğümlerken dikkat etmek gerekir. Doğru düğüm atılmaz ise metal kısa sürede misinayı kesecektir.
Bunun olmaması için bir ayakkabı bağı, tercihan bot bağı alıp içindeki pamuklu bölümü çıkartırız, dış tarafında sadece kılıf kalır. 20-25 cm kadar bu kılıfı misinanın düğüm yapılacak yerinin dışına geçiririz ki, metal halkaya misina doğrudan temaz etmez ve oradan metal kesmez.
Egemenin değindiği gibi misina öyle kolay kolay kopmaz. 100 lük misinayı bile ciddi rüzgarlı havalarda kullandık bir sorun olmadı.
Yanlış hatırlamıyor isem elinizdeki lastik 6 mm likti.
Aslında 8 mm lik lastik daha iyi bir çıkış irtifası verecektir size.
Metin bey kanca için hazır delikleri değilde elinizdeki uçağın CG sinin 0,5 cm önüne denk gelecek bir yere taşıyıp bir de bu şekilde çıkış denemenizi tavsiye edeceğim.
Çıkış yaptığınız hava şartlarına başlı olarak biraz karşı rüzgarda 100 metre civarında bir irtifaya çıkması lazım planörün.
Ya lastik çok zayıf, ya da kanca pozisyonu yanlış. Hiç rüzgarsız bir havada çıkış irtifanız az kalacaktır bunuda unutmayın. Bir miktar karşı rüzgar lazım.
Misinanın sürekli kopması ilginç hakikaten. Biz çok ciddi rüzgarda 100'lük misina ile çıkış yapmıştık. Lastik bir süre sonra performansını yitirebilir ama bu süre çok da kısa olmamalı. Gerçi hava şartlarına bağlı olarak süre kısalabiliyor. Malatya'da havalar soğuk mu seyrediyor şu sıralarda?
Çok soğuk değil aslında. Güneş dağın arkasında batınca biraz üşür gibi olduk hepsi o. Lastik yeni misina yeni planör yeni ben yeni. Ama hiç birimiz kopmuyoruz sadece misina kopuyor :)
Metin bey misinanın paraşüte bağlandığı yerde metal aksam var mı?
Misina düğüm yerinden mi kopuyor?
Normalde bizdeki paraşütlerin kubbenin ters tarafında iplerin birleştiği noktasında metal halka vardır. (Paraşütün uçağa takıldığı kubbenin tepesinde de halka vardır)
Bu metal halkaya misinayı düğümlerken dikkat etmek gerekir. Doğru düğüm atılmaz ise metal kısa sürede misinayı kesecektir.
Bunun olmaması için bir ayakkabı bağı, tercihan bot bağı alıp içindeki pamuklu bölümü çıkartırız, dış tarafında sadece kılıf kalır. 20-25 cm kadar bu kılıfı misinanın düğüm yapılacak yerinin dışına geçiririz ki, metal halkaya misina doğrudan temaz etmez ve oradan metal kesmez.
Egemenin değindiği gibi misina öyle kolay kolay kopmaz. 100 lük misinayı bile ciddi rüzgarlı havalarda kullandık bir sorun olmadı.
Yanlış hatırlamıyor isem elinizdeki lastik 6 mm likti.
Aslında 8 mm lik lastik daha iyi bir çıkış irtifası verecektir size.
Metin bey kanca için hazır delikleri değilde elinizdeki uçağın CG sinin 0,5 cm önüne denk gelecek bir yere taşıyıp bir de bu şekilde çıkış denemenizi tavsiye edeceğim.
Çıkış yaptığınız hava şartlarına başlı olarak biraz karşı rüzgarda 100 metre civarında bir irtifaya çıkması lazım planörün.
Ya lastik çok zayıf, ya da kanca pozisyonu yanlış. Hiç rüzgarsız bir havada çıkış irtifanız az kalacaktır bunuda unutmayın. Bir miktar karşı rüzgar lazım.
Misinayı paraşütün iplerinin ucuna bağlıyorum. Metal bir parça kullanmadan bağlıyorum. Misinayı kesecek bir yapı yok arada. Tam düğüm yerinden kopuyor. Sanırım katlandığı yerde kırılma oluyor. Üstelik kopma bizim kibar kibar gerdirmemiz sırasında oluyor. Daha işin başında yani.
Lastiği Selim bey yollamıştı 6mm. Ama sanki çok az gerilme özelliği var gibi. İki sağlam sporcu arkadaş sonuna kadar gerdirdiğinde bile dik bir çıkış yapamamıştık.
Kanca ve CG pozisyonu ile ilgili Selim beye mail atmıştım. Plandaki gibi yap başka birşey yapma diye ısrarla tekrarladı. Evet kanca bu modelde CGnin gerisinde demedi, CG'nin önünde olmalı da demedi. En son biraz pazarlıkla CG yi biraz geriye alabilirsin dedi. Açıkçası ben de kararsız kaldım. Hadi madem plana göre yapayım dedim. Ama açıkçası modelimde 3 farklı kanca deliği varsa hangi durumda hangisini kullanacağımı bilmek isterdim. CG yi 6 cm civarında ayarlayarak trim vermeden rahat süzülme sağladım. Şimdi bir de kanca deliğini 5.5 cmye taşımam lazım ki bu durumda yeni bir kanca yuvası yapmam gerekecek. Sadece vidanın gövde içine giren kısmı alıcının olduğu yerden çıkacak. Belki alıcıyı dik yerleştirip çözüm bulabilirim.
Anlamadığım çok şey var. Şimdiye kadar bir çok kişi bu planörü yaptı uçurdu. Yaparken de resimledi falan. Kimse çıkıp şurayı şöyle burayı böyle değiştirdik demiyor. Plan ortada cetvel ortada. İki nokta arası uzaklığı ölçmek için usta modelci olmak da gerekmiyor. Bana özel bir şaka modeli mi üretildi diye de şüphelenir oldum. Lastik yeterince çekmiyor olsa bile yine de çıkışın dik başlaması gerekir diye düşünüyorum. Şimdi atölyeye inip lastiğin boyunu ölçeceğim belki de kısa olabilir. Ama hala bu modelin CG kanca ilişkisi nasıl oluyor da klasik kuralların dışında oluyor anlayabilmiş değilim.
Öğrenme süreci gerçekten sıkıntılı ama öğrenememe süreci tam bir işkence.
Bakalım sonumuz nereye varacak.
misina eskimiştir belki. eskiyince gevrekleşir. illa güneş görmesine gerek yok.
misina eskimiştir belki. eskiyince gevrekleşir. illa güneş görmesine gerek yok.
Daha yeni aldım. Ayrıca her noktadan değil tek bir noktadan kopuyor sürekli. Diğer ucunda eski bir fırdöndü var esas oradan kopması lazım ama yeni bağladığım yerden kopması çok garip.
Neyse dün akşam misinanın hiçbir şekilde katlanıp kırılmayacağı gibi bir şekilde bağladım her iki ucu. Herhalde artık kopmazlar. Kancayı da yeni delik açarak hücum kenarından 52 mm geride olacak şekilde öne aldım. Ağırlık merkezini en az 60 mm olacak şekilde ayarlayıp tekrar deneyeceğim.
Lastiği ölçtüm 28.5 metre geldi. Tam 1 e 1 gerilmiyor ama neredeyse %80 kadar esnedi. Cumartesi denenmek üzere kenarda bekliyor.
erdogani2004
26-11-2008, 02:51
Metin Hocam, köpük elektriklilerden sonra patlara geçeceğim derken beni planörcü yapacaksın, haberin olsun..
O piyasa işi E-Fair'i uçurduktan sonra motorlularla (o da motorlu ama planör, hem de kız gibi nazlı nazlı süzülen bir planör!) boşuna mı boğuşuyoruz sorusu hep aklımda..
Sevgiler,
İE
Patlar motorun tadı bambaşka. Planör konusuna gelince pek bir ilerleme kaydettiğimi söyleyemem. Sıkıntılı bir iş ve bilgiye ulaşmak o kadar kolay olmuyor. Geçen hafta deneme yapacaktım yapamadım. Üniversite takımı kurma planım vardı ama beceremeyeceğimi düşünür oldum. Bir kaç deneme daha yapıp ya ilerletmeyi ya da önüne motor takıp kırılana kadar uçurmayı düşünüyorum.
Ankara'da yaşayan biri için durum çok farklı. Eğer bu iş nasıl bir iş bir denesem mi diyorsanız Ankara'da olmak büyük avantaj.
Ankara'da "Oykun" faktörü var tabii. :)
Oykun olmasaydı zinhar planöre bulaşmazdım. Hakikaten bilen ve ilgilenen birisi olmadığı takdirde öğrenme süreci diğer branşlara göre çok daha meşakatli.
Uzun süre motorlu uçuş yapmış birisinin planörü anlaması ve alışması zaman alıyor.
Planör uçuşunun en önemli püf noktası "elleme uçsun" bence. Sonuçta kısıtlı bir enerji ile uçuyorsunuz, yaptığınız her hareket enerjiden yiyor. Planör uçuşu çok kısaca "enerji yönetimi" yapmaktan ibaret. Zaten bence keyifli kılan da bu.
Yılmayın Metin hocam, önümüzdeki sezon Üniversite takımınızı rakip olarak görmek düşüncesi bile heyecan verici...
Kolay kolay yılmam aslında ama üniversite yönetimi beklediğimiz gibi çıkmadı. Onlara güvenip öğrencileri umutlandırmak istemiyorum. Bilgime güvenip kendimi de umutlandırmak istemiyorum. Bu işin olmazsa olmazlarından olan çıkış aşamasını halledemedik bir türlü. Çıkışı düzgün yapamazsak hiçbirşey düzgün olmaz. Pilotaj ve enerji koruma işini sanırım başarırım. Son bir deneme daha kaldı eğer bu kez daha dik bir çıkış elde edersem ağırlık merkezi ve kanca yeri değiştirerek denemelere devam ederim. Olmazsa motor hazır zaten.
Albatros'da kancayı yeni bir delik açarak ön deliğin 1.5cm kadar önüne taşıdım. Ağırlık merkezini ise 6cm olacak şekilde ayarladım. Lastiği fazla gerdirmeden fırlattık öncekilere göre daha iyi oldu. Bu kez lastiği 30 metre kadar gerdirip attık daha iyi olmakla birlikte yeterince dik tırmanmadı. Önden biraz daha ağırlık (20 gram kadar) aldım bu kez çıkış dikleşti. En son önden çıkartılabilecek son 15 gramı da çıkartınca tam dik bir çıkış elde ettim. Muhtemelen CG 6.5 cm civarına gelmiştir. Çıkış dikleşince diğer sorunlar başladı. Kancadan kurtulamama hatta kurtulurken paraşüte dolanma gibi heyecanlı anlar yaşadık. Misinaya tek kanadından dolanmış planör kullanma tecrübesi kazandık :)
Neyse sonuçta etraftakileri sızlatmayacak kadar gerdirme ile yeterince dik çıkışı sağladık. Arkadaşlarım, değerli ekibimizin güzide mensupları bundan sonra keyifle yardımcı olurlar diye umuyorum.
Şimdi kritik nokta zoom zamanlaması. Büyük ihtimalle erken yaptığım için dolanma oldu. Bir ikinci tespit: yükseliş trimini anahtara bağlayıp devreden çıkartmazsak düzgün süzülüşü sağlamak zor oluyor.
albatros doğru ayarlanınca dümdüz çıkıp rahatça kancadan çıkabilen bir uçak. bence birsürü tertibata gerek yok.
Ek bir düzenek falan getirmiyorum sadece dik çıkışı sağlayacak ideal aşağı trim sonrasında kancadan kurtulduğu anda ideal süzülmeyi sağlayacak trime hızlıca dönüş için kumandadan yapılacak ayarlamadan bahsettim.
IAMTHELAW
12-12-2008, 13:13
Metin bey, albatros ile zoom yapmak çok kolay değildir. Albatrosun kanat yapısından kaynaklanan bir dezavantajı var. Planör yukarı tırmanırken, karşı rüzgarın da etkisi ile hatta bir gerginlik oluşur. Nomarl şartlarda planör yukarı doğru tırmandıkça burnu düz uçuş pozisyonuna geçecek şekilde aşağı doğru iner. Tabi misina ve çekişin elverdiği irtifanın en tepe noktasına yaklaşıldığında normalde burun basıp zooma başlama icab eder ama siz lastikte hala az bir gerilim varken burun bastığınızda planörün hızlanması gerekir. Bu hızlanma irtifa vererek yapılmamalıdır zira zaten kazanmaya çalıştığımız değerli irtifanın bir kaç metresini alçarak harcamak istemeyiz. Sorun şu ki siz uçağın burnunu bastığınızda albatros yeterince çabuk ve fazla hızlanmıyor. Bu yüzden yapılacak zoom gerçek anlamda fazla irtifa vermeyecektir.
Sizin yapacağınız en güzel ayarda albatros tepe noktasında ulaştığında çok minik bir burun eziş ve arkasından tekrar yukarı çekişle planörü kancadan kurtarmak. Kumanda kolunda kısa sürede yapılan bir ileri-geri hareketi. O çıkış öyle bir anda yapılmalı ki, lastikte artık çekiş kalmadığında, altında 30 metre lastik ve 100 metre misinanın ağırlığı planörün irtifa kaybına neden olmaya başlamadan, hemen ayrılmak gerek bungeeden.
Eğer bu planörü çıkış esnasında misinaya dolaştırmayı başardı iseniz kesinlikle çok erken kancadan çıkmaya çalışyorsunuz demektir. Yukarıda dediğim gibi planör irtifa kazandıkça düz uçuşa yakın bir uçaşa geçecektir. Bu durumda kancadan çıktığınızda paraşütün uçağa takılma riski çok çok azdır. Bırakın lastik çekebildiği son noktaya kadar çeksin, siz hiç bir şey yapmasanızda çekiş bittiğinde uçak düz uçuşa geçecek ve misina kancadan kendiliğinden çıkacaktır.
Eğer çıkış esnasında hala elevatör trimine ihtiyaç duyuyorsanız, CG ye göre kanca yeri ile oynamanız lazım. Buradaki amaç, hiç elevatör trimi olmadan o diklikte çıkışı elde edebilmek için ağırlık merkezi ve kanca pozisyonu ile oynamak.
Şu an siz o diklikte çıkış yapmak için yukarı elevatör trimine ihtiyaç duyuyorsanız, ya uçağın burnu biraz ağır demektir ya da kancanız şu anki CG ye göre olması gerekenden öndedir.
Zaten siz burundan ağırlık aldıkça CG geriye doğru kayarak kancanın hizasına gelmiş olmalı. Bu yüzden çıkışlar dikleşiyor.
Aslında doğru yoldasınız. Bu aşamada yapılacak en basit mumandadaki bir siviçe bir yukarı elevatör trimi atamak. Yapabiliyorsanız yaylı sviçe atayın.
hah ustası geldi anlattı.
Metin bey, albatros ile zoom yapmak çok kolay değildir. Albatrosun kanat yapısından kaynaklanan bir dezavantajı var. Planör yukarı tırmanırken, karşı rüzgarın da etkisi ile hatta bir gerginlik oluşur. Nomarl şartlarda planör yukarı doğru tırmandıkça burnu düz uçuş pozisyonuna geçecek şekilde aşağı doğru iner. Tabi misina ve çekişin elverdiği irtifanın en tepe noktasına yaklaşıldığında normalde burun basıp zooma başlama icab eder ama siz lastikte hala az bir gerilim varken burun bastığınızda planörün hızlanması gerekir. Bu hızlanma irtifa vererek yapılmamalıdır zira zaten kazanmaya çalıştığımız değerli irtifanın bir kaç metresini alçarak harcamak istemeyiz. Sorun şu ki siz uçağın burnunu bastığınızda albatros yeterince çabuk ve fazla hızlanmıyor. Bu yüzden yapılacak zoom gerçek anlamda fazla irtifa vermeyecektir.
Sizin yapacağınız en güzel ayarda albatros tepe noktasında ulaştığında çok minik bir burun eziş ve arkasından tekrar yukarı çekişle planörü kancadan kurtarmak. Kumanda kolunda kısa sürede yapılan bir ileri-geri hareketi. O çıkış öyle bir anda yapılmalı ki, lastikte artık çekiş kalmadığında, altında 30 metre lastik ve 100 metre misinanın ağırlığı planörün irtifa kaybına neden olmaya başlamadan, hemen ayrılmak gerek bungeeden.
Eğer bu planörü çıkış esnasında misinaya dolaştırmayı başardı iseniz kesinlikle çok erken kancadan çıkmaya çalışyorsunuz demektir. Yukarıda dediğim gibi planör irtifa kazandıkça düz uçuşa yakın bir uçaşa geçecektir. Bu durumda kancadan çıktığınızda paraşütün uçağa takılma riski çok çok azdır. Bırakın lastik çekebildiği son noktaya kadar çeksin, siz hiç bir şey yapmasanızda çekiş bittiğinde uçak düz uçuşa geçecek ve misina kancadan kendiliğinden çıkacaktır.
Eğer çıkış esnasında hala elevatör trimine ihtiyaç duyuyorsanız, CG ye göre kanca yeri ile oynamanız lazım. Buradaki amaç, hiç elevatör trimi olmadan o diklikte çıkışı elde edebilmek için ağırlık merkezi ve kanca pozisyonu ile oynamak.
Şu an siz o diklikte çıkış yapmak için yukarı elevatör trimine ihtiyaç duyuyorsanız, ya uçağın burnu biraz ağır demektir ya da kancanız şu anki CG ye göre olması gerekenden öndedir.
Zaten siz burundan ağırlık aldıkça CG geriye doğru kayarak kancanın hizasına gelmiş olmalı. Bu yüzden çıkışlar dikleşiyor.
Aslında doğru yoldasınız. Bu aşamada yapılacak en basit mumandadaki bir siviçe bir yukarı elevatör trimi atamak. Yapabiliyorsanız yaylı sviçe atayın.
Gerçekten çok net teşhisler ve net çözümlerle yardımcı oluyorsunuz. Teşekkürler.
Zoom için aceleci davrandığım kesin. Uçak hızla giderken yapıp kancadan kurtulmayı ve hız varken biraz daha yükselebilmeyi hesaplamıştım. Ancak lastiğin hala gergin olması nedeniyle kurtulmayı başaramadı kancadan. Şimdi sakince bekleyip dik çıkışın yataya dönmesini kollayacağım.
Kanca yeri ile oynama şansım yok malesef ancak altına kaydırmalı bir sistem yaparsam mümkün olur. Onu da yaparım aslında ama şu anki ezbere öne aldığım yer çok kötü değil gibi geldi bana. Bu kanca işini biraz daha ustalaşınca yaparsam daha doğru olur. Şimdilik ağırlık merkezi değiştirmeleri ve trim ayarlarıyla oynayarak gözlemlemek daha az hataya neden olur.
Trim atamak için yaylı anahtar sorun olur muhtemelen bundan sonra kendim gerdirip bırakmak zorunda kalacağım. Aslında bunu 3 kademeli anahtara atayıp ilk pozisyonda fırlatma trimi, ortada rüzgara karşı düz uçacağı trim ve diğer tarafta da rüzgarı arkasına aldığında düz uçacağı trim olarak ayarlamak istiyorum.
Şimdi kritik bir nokta var çıkış sırasında trime ihtiyaç duyulması ayar bozukluğundan mı kaynaklanan bir durumdur? Yoksa biraz aşağı trim daha iyi bir çıkış için uygun olup kancadan kurtulduğunda normal hale getirmek mi doğrudur?
Bir de rüzgarsız bir havada paraşüt bize çok yakın bir yere düşüyorsa erken kurtulmuşuz demektir. Acaba bu mesafe ne kadar olmalıdır? Mesela lastiği bağladığımız kazık ile bulunduğumuz yerin tam ortasına düşerse mi iyi yerde çıkmış oluruz? Yoksa böyle bir detaya kafa yormak anlamsız mı?
Tabii benim yanımda sürekli Oykun olduğu için hiç böyle sorunlar yaşamadım. :D
Çık diyince çıkıyorum, ne takılıyor, ne dolanıyor.
Metin hocam, keşke bir fırsatını bulsanız da Ankara'ya gelebilseniz, inanın tek başınıza bir ayda aşacağınız trim olayını bir günde hallederdiniz.
Tabii benim yanımda sürekli Oykun olduğu için hiç böyle sorunlar yaşamadım. :D
Çık diyince çıkıyorum, ne takılıyor, ne dolanıyor.
Metin hocam, keşke bir fırsatını bulsanız da Ankara'ya gelebilseniz, inanın tek başınıza bir ayda aşacağınız trim olayını bir günde hallederdiniz.
En kestirme çözüm bu :)
Gerçi bu şekilde bile sayenizde birşeyler yapabiliyorum. Bakalım belki bir fırsat olur da gelirim. Tabi buralara yazılması benden başka başlayanların da işine yarayacak. Keşke bir kaç kişi olsak böyle başlayan da daha bol sorulu çözümlü bir başlık olsa burası.
IAMTHELAW
12-12-2008, 18:03
Kanca yeri ile oynama şansım yok malesef ancak altına kaydırmalı bir sistem yaparsam mümkün olur. Onu da yaparım aslında ama şu anki ezbere öne aldığım yer çok kötü değil gibi geldi bana. Bu kanca işini biraz daha ustalaşınca yaparsam daha doğru olur.
Metin bey, kaydırmalı sistem için uğraşmaya hiç gerek yok. En basit kanca sistemini söyleyeyim size. Sağlam ve etkili.
1,5cm x 1,5 cm x 6 cm boyutlarında sert ağaçtan (ıhlamur, çam vb.) bir çıta parçasını şu anki kanca deliklerinin olduğu yere epoxy ile yapıştırın. Sonra 3 mm x 30 mm çaplı bir tahta vidasını alın ve baş kısmını kesip atın. Daha sonra ısıtarak uç tarafından 1 cm lik bölümünü L şeklinde bükün ve neticede tam da L harfine benzeyen bir kanca elde edin. Bundan sonra yapacağınız uygun bir matkapla albatrosun alt tarafından tam takozun üzerine denk gelecek bir doğru üzerine 0,5 cm aralıkla bir kaç delik açmak. Delikleri vida çapından ufak açın ancak kancayı vidalarken takozu çatlatmamaya dikkat edin. Böylelikle kör somun, normal somun ve pullara ihtiyacınız kalmaz.
Şimdi kritik bir nokta var çıkış sırasında trime ihtiyaç duyulması ayar bozukluğundan mı kaynaklanan bir durumdur? Yoksa biraz aşağı trim daha iyi bir çıkış için uygun olup kancadan kurtulduğunda normal hale getirmek mi doğrudur?
Buna ayar bozukluğu demek haksızlık olur, ancak en ideali uçakta hiç trim yokken ideal diklikte çıkış yapmak, bunu sağlayacak kanca pozisyonunu ayarlamaktır. Ama inanın 2m sınıfı bir uçak için çok önemsenecek bir fark yaratmaz bu. Normal şartlarda en düz mantık ile trimli bir kontrol yüzeyi nomal pozisyonunda trimsiz olarak duran bir kontrol yüzeyine göre daha fazla drag demektir. Bir de kancadan kurtulunca trimi normal hale getirmek için geçecek zamanda uçağın yunuslamasına, gereksiz bir yükseliş ve ardından gelebilecek bir irtifa kaybına neden olmamak lazım. Ben bu çıkış işini öğrenmeye çalıştığım sıralarda kumandamı da yeterince tanımadığımdan bildiğimiz trim siviçi ile trim verip kancadan çıkınca da 3-5 tık ters trimle normal uçuşa geçiyordum ama bu defa da bir kaç çıkış inişten sonra düzgün uçuş trimi kayboluyordu. İkide bir uçağın trimi ile oynayıp dururdum.
Şu kesin ki, bu uçaklardaki doğru çıkış, yandan izleyen birinin bakış açısına göre 90 dereceye en yakın çıkış olmalı. Tabi bu 80-90 derece arasındaki çıkış anı aslında çıkışın ilk bir kaç saniyesi için geçerli. Zira daha sonra uçak bungee kazığının üzerine doğru gittiğiden yükseldikçe daha yataya yakın bir hale geliyor.
Bir de rüzgarsız bir havada paraşüt bize çok yakın bir yere düşüyorsa erken kurtulmuşuz demektir. Acaba bu mesafe ne kadar olmalıdır? Mesela lastiği bağladığımız kazık ile bulunduğumuz yerin tam ortasına düşerse mi iyi yerde çıkmış oluruz?
Bu sorunun cevabu bir kaç değişkene bağlı olmakla birlikte çok kafa yoracak bir konu değil. Lastiğinizin gücü, gerginliği gibi faktörler bunda doğrudan etkili. Siz zoom yapmaya çok uğraşmayın, lastiğin gücünün bittiği yerde kancadan ayrılmaya çalışın. Şimdi Rüzgarsız havada paraşütün kazığa yakın bir yerlere düşmesi doğrudur desem belki de sizi yanıltmış olacağım. Lastiğin çekişi bittiği halde uçağın altındaki bungee sistemi ağırlığı ile daha fazla ileri gidersiniz diye endişe ediyorum. Size yakın düşmesi de ölçü sayılmaz. Belki de çekiş daha devam ederken çıktığınız için zaten esneme gücü düşük olan lastiğimizin kıymetli enerjisininden, kancayı erken terk ettiğiniz için faydalanamamış olacaksınız. Ya da o an çıkan ufacık bir esinti paraşütü size yaklaştıracağından siz erken çıktığınızı zannedebilirsiniz.
Ama 8 lik bir bungee için hiç rüzgarsız havada kancayı terkettiğinizde paraşüt yaklaşık olarak kazık ile sizin bulunduğunuz noktanın ortalarına düşer. Hatta ortadan size daha yakın olan bir noktaya düşer.
Ama kesinlikle bu çıkışı doğru yapıp yapmadığınızı değerlendirmek için bir ölçü değil. Siz lastiğin enerjisine konsantre olun. Çekişin bittiği yerde bungeye artık ihtiyacınız yok derhal kancadan çıkın.
Çok hafif bir rüzgar her zaman bungee çıkışını iyileştirir. Rüzgarsız havada elimizdeki lastiklerle çıkış yapınca gerçekten bayağı alçak irtifada kalıyor uçaklar.
Tabii benim yanımda sürekli Oykun olduğu için hiç böyle sorunlar yaşamadım. :D
Çık diyince çıkıyorum, ne takılıyor, ne dolanıyor.
Metin hocam, keşke bir fırsatını bulsanız da Ankara'ya gelebilseniz, inanın tek başınıza bir ayda aşacağınız trim olayını bir günde hallederdiniz.
Egemen ben şu an Metin bey'in bu geçtiği safaları tek tek yaşadım. Tek başına uğraş didin canım çıkıyordu hakikaten. Ama her deneme her bilgi kırıntsı ile yavaş yavaş öğrendim. Daha evvel de demiştim teori ile belli bir yere geliniyor ama bu işin sihirini gittiğim ilk yarışmada başka planör uçuranları görünce çözmüştüm. Aslında gerçekten de Metin beyle bir gün geçirsek, o da bu uçakların nasıl uçması gerektiğini hemen anlayacaktır.
Ben hazıra kondum abi... Direkman keyifin içine dalmış oldum sayende :D
Zor işmiş yoksa öğrenmesi yahu...
Şimdi uç tarafından 1 cm lik bölümü kıvırın demişsiniz. Ağaç vidasının yivleri halkanın çıkışını engelleyebilir diye düşünüyorum. Aynısını ben 3mm civata ile yapmıştım Baş kısmını da taşladım dümdüz oldu ama kullanmadım. Çünkü kancaya uygun tırnaklı somun buldum ve yeni yer açtım. Şu anda altta 3 orjinal bir de benim açtığım 4. delik var. Ama orjinal 3 delik çok geride kaldılar. Tabi arkada destek kontraplağı olduğu için oraya sağlam bir takoz yapıştıramam. Belki bir sonraki modelde yaparım :)
Yine 1 cm ile ilgili olarak Albatrosun kancası daha uzun onu kesip biraz kısaltsam daha iyi olur herhalde.
Şimdi fena halde gaza geldim. Yarın ilk iş süzülüş testi yaparak ideal süzülüş trimini yakalamak. Sonra o trimi hiç bozmadan çıkış yapmak. Bir de gönüllü bulursam yandan videoya çektireyim.
Aslında bütün bu çekilen sıkıntılar alt yapı oluyor. En azından neyi gözlemleyeceğinizi biliyor hale geliyorsunuz.
E hadi, Bende şu zavallı Albatrosu denerim belki gazınızla.:)
E hadi, Bende şu zavallı Albatrosu denerim belki gazınızla.:)
E hadi o zaman bekliyoruz :)
Yarın Göcek'e dönüyorum. Albatrosu ilk uygun havada deneyeceğim.:)
IAMTHELAW
13-12-2008, 00:23
Metin bey kancanın şekli şemalini biliyorsunuz uygun bir çözüm üretebilirsiniz eminim. Ben yukarıdaki tarifi sadece somunlu metrik vidaya mahkum olmayın, diye yaptım. Yani normal ağaç vidasından da kanca imal edebilirsiniz. Yeterki gövde içine sabitleyeceğiniz bir takoz olsun. En fazla bir kaç delik açarak doğru yeri bulursunuz. Biz genelde bu kanca takma işini uçuş sahasında yaparız. Şarjlı tornavida ucuna bağlanabilen bir mandren var bende ona matkap ucunu bağlayıp deliği sahada yaptığımız ayarlar sonrasında açıyoruz.
Aslında ben vida ölçüsünü yanlış verdim sanırım, hani bazı vidalar var vida başına kadar yivi yok. yukarı kısmı düz, yivler belli bir noktadan sonra başlıyor. Öyle bir vida olmalı. Ben de uçuş denemenizi sabırsızlıkla bekleyeceğim.
Kanca yerini bir kere bulduktan sonra değiştirmek gerekir mi?
Mesela CG yi öne alınca kancayı da öne mi alıyorsunuz?
IAMTHELAW
13-12-2008, 00:41
Evet normalde böyle olması gerekir. Ama uçağın cg sini sık sık değiştirmiyoruz. Bir kere doğru CG yi bulduktan, uçuş zevkimize göre ayarladıktan sonra kolay kolay CG yi ve kanca yerini değiştirme ihtiyacı duymayacaksınız. Büyük planörlerde, yarışma makinelerinde eğer rüzgar çok değişirse mesela karşıdan fazla rüzgar varsa çıkış için elevatör trimi vs ile uğraşmak yerine kanca pozisyonu ile oynamak gerekiyor. Ama 2m planörde bu çok fark etmeyecektir.
Karşıdan fazla rüzgar varsa öne mi alıyorsunuz geriye mi?
Güzel bir yazı buldum. İngilizce ve başlangıçtakiler için uygun değil demiş ama çok güzel bilgiler var
http://www.nesail.com/articledetail.php?articleID=17
bu şekilde makalelerin listesinin olduğu sayfa:
http://www.nesail.com/articles.php
Ekipten ses çıkmadı. Oğlum Aykan ile gittik üşüdük donduk :)
Ama bolca çıkış yaptık. Önce süzülüş testi ile en uygun trimi yakalamaya çalıştık. Hemen hemen sıfır trimle düzgün ayarı yakaladık.
Çıkışlardan ikisini kaydedebildik. Ben tek başıma bıraktığımdan çok fazla gerdiremedim. Bir de bırakırken yere paralel bırakmak zorunda kaldım. Aykan bırakırken daha açılı bırakıyordu.
Rüzgar karşıdan şiddeti değişken olarak esiyordu ama hiç bir zaman sertleşmedi.
http://www.youtube.com/watch?v=cItNsMbVbkw
cItNsMbVbkw
IAMTHELAW
13-12-2008, 21:59
Metin bey uçağın videolarını şimdi izledim. Çıkışlar normal görünüyor. Bir sorun yok. Yaklaşık olarak bu şekilde çıkar 2m planör. Ama planör uçurmaya çalıştığınız yer bu iş için hiç uygun değil. Muhtemelen alıştırma için stadı seçiyorsunuz ama planörü sürekli o ufacık alnın içinde tutmaya çalıştığınız için fazlaca döndürüyorsunuz. Daha uzun düz uçuşlar yapmalı planör. Doğal olarak her keskin dönüşünüzde planör irtifa kaybediyor. Birde çıkış yüksekliğiniz az kalıyor. Yanılyorsam söyleyin ama bungeenin normal uzunluğunu statta açamıyor olmalısınız. Normal şartlarda 100 metre misina ve 30 metre lastik gerdirme ile beraber 160 metre civarlarına gelir ki stad bu kadar büyük görünmüyor.
Ayrıca elinizdeki lastik çabuk sönümleniyor gibi geldi bana. Daha evvel 6 mm olduğunu söylemiştiniz sanırım. Biz 8 mm lik lastik kullanıyoruz.
Standart ekipmanla çıkışınız bu uçuşlarınızdakinin iki misli belki de daha fazla olmalı.
Özellikle karşıdan rüzgardan bahsetmişsiniz karşıdan rüzgar alan bir çıkışa göre kısa kalıyor çıkışlar. Tabi bunda tek elle uçağı gerdirmeye çalışmanın da etkisi büyüktür. Yeterince gerilmiyor gibi bungee. Tek elle gerdirmenin en büyük dezavantajlarından birisi, elle tuttuğunuz yere fazlaca baskı yapıyor olmanızdır. Yakında elle tuttuğunuz yerde bir hasar oluşması ihtimal dahilinde. İnsan fazla gerdirmek için kanat arkasına denk gelen bir kısımdan tutup orayı fazla sıkıyor, bu yüzden de orası çıtırdıyor illaki. İlk albatrosumdan sonra yaptığım planörlerde o bölüme hep kumaş koymuştum.
Son bir not daha..Stadın içi çanak gibi bir şekil olduğundan rüzgardan istediğiniz gibi fayda edemezsiniz. Orada olan rüzgar da türbülanslı olur. Koltukların üstüne çıktığınızda farklı bir rüzgar, sahanın içine yaklaştığınızda farklı rüzgar eser. Planör için düzensiz rüzgar iyi birşey değildir. Tiribünler, stadın çanak gibi yapısı türbülans yaratmaya müsaittir. Sahanın dört bir yanında farklı rüzgar olayı olabilir.
2m planörü sağlıklı olarak uçurmak için o alanın en az 4 katı büyüklüğünde bir alana ihtiyacınız var.
IAMTHELAW
13-12-2008, 22:14
Eski videoları bir defa daha izledim. Son videodaki çıkışlar ile diğerleri arasında bariz fark var. Önceki denemelerde uçak çok yatay çıkıyormuş hakikaten. Planörü daha evvelki videoyu çektiğiniz büyük alanda denerseniz çok daha iyi çıktığını göreceksiniz. Tabi bu havalarda planör uçurmak gerçekten zor oluyor. Bugün biz de soğukta büyük planörleri uçurduk ama termik bulmakta çok zorlandık, ben bir defa denk geldim onda da içinde kalamadım. Her uçuşumuz maksimum 5 dakika sürdü. Bu planör de bahara kadar istirahat edebilir. Şu anki ayarları iyi görünüyor.
Kanca bağlayacak yer bulamadığım için trübünlerin tepesindeki parmaklıklara bağladım ama lastiğin ve misinanın tamamını kullanıyorum. Eğer rüzgar öbür türlü esseydi zemin hizasında bağlayacak bir yer vardı. Bu nasıl etkiler bilemiyorum ama gerdirdiğimde lastik havada kaldığı için lastiğin ağırlığı da biniyor ve olumsuz etkiliyor gibi. Çekim sırasında solumdaki tribündeydi kamera ve orada duyulan sesten rüzgar varmış gibi anlaşılıyor. Çıkış yaptığım yerde zaman zaman yoklayan hafif bir rüzgar vardı. Önceki uçuşta lastiği 30 metre gerdirmiştim bu sefer de o kadar gerildi ama benim çıkışlarımda 1-2 metre daha az gerilmiş olabilir. Dediğiniz gibi tek elle tutunca elimde kalacak gibi hissettim ve fazla gerdirmedim. O son 1-2 metre ise oldukça fark ettiriyor. Zaten bundan sonra kendi kendime denersem kumandayı bırakıp iki elle gerdireceğim. Çünkü tek elle olunca yukarı doğru bırakamıyorum.
Stadın darlığı ve düzensiz rüzgar oluşturması büyük dezavantaj kancadan çıkar çıkmaz dönüş yapmaya çalıştığım için hem hız hem irtifa kaybediyorum. Ama zeminin affedici özelliği oldukça işime yarıyor.
Eğer çıkış yüksekliği bunun 2 katı olmalıysa biraz daha keyifli uçuşlar yapabilirim demektir. Muhtemelen bendeki 6 mm lastik yetersiz kalıyor. Bunu 8 mm ile değiştirip deneyeyim.
Bir de paraşütü çıkartıp bir parça kumaş bağlayayım diyorum. Sanki o da frenliyor biraz.
Eski videoları bir defa daha izledim. Son videodaki çıkışlar ile diğerleri arasında bariz fark var. Önceki denemelerde uçak çok yatay çıkıyormuş hakikaten. Planörü daha evvelki videoyu çektiğiniz büyük alanda denerseniz çok daha iyi çıktığını göreceksiniz. Tabi bu havalarda planör uçurmak gerçekten zor oluyor. Bugün biz de soğukta büyük planörleri uçurduk ama termik bulmakta çok zorlandık, ben bir defa denk geldim onda da içinde kalamadım. Her uçuşumuz maksimum 5 dakika sürdü. Bu planör de bahara kadar istirahat edebilir. Şu anki ayarları iyi görünüyor.
Lastiği değiştirmeme gerek yok mu diyorsunuz? Aslında bugün dikkatimi çekti kanatları bağladığım lastikler çıkartınca uzun süre eski hallerine gelemediler. Belki aşırı soğuk benim lastiği de etkilemiştir. Gece boyunca arabanın bagajında kaldı zavallı. Bahara kadar mola vereceksem rüzgarsız havalar için 8mm lastikli bir takım daha yapıp koyayım kenara. Nasıl olsa yazın lazım olacak.
Oykun bey acaba yaza hazırlık olarak güzel bir planör sahibi olmaya niyetlensem mi yoksa henüz erken mi?
IAMTHELAW
13-12-2008, 22:45
8 mm lastik biraz daha iyi çıkartacaktır, ancak o lastiğin full gerginliğine dikkat edin. Çok acı bir gücü vardır. Çıkış anında kırılan planör çok gördüm. Kısa kalan irtifayı rüzgar olmamasına bağlayabiliriz. Bir miktar tatlı karşı rüzgar ile çok güzel çıkacaktır bu ayarla. Hatta bir koşucu bulup serbest uçuş planörleri gibi koşarak da kaldırabilirsiniz. Bungeeden çok daha yükseğe çıkacaktır planör. Biz denemiştik süper oluyor o şekilde de. Hele bir de rüzgar iyiyse koşucu 10 adım atmadan planör neredeyse 100 metre irtifaya oturuyor.
İki elle gerdirip bırakırken yan rüzgar olmamasına dikkat edin. Siz kumandayı elinize alana kadar çok geç olabilir.
Bizim tembel ekip lastiği gererken bile ağlıyor. Koşun desem modelciliği bırakır ahşap boyama kursuna giderler.
Rüzgar tatlı olmuyor genellikle. Ya çok sert ve değişken eser ya da hiç esmez. Belki dağlara doğru biraz yükselsem daha dengeli rüzgar vardır. Ama düz alan bulunmaz oralarda.
İkinci çıkışta çift el kullanmışım. İlk çıkışa göre daha iyi sanki.
fatihavcu
13-12-2008, 23:17
Hocam nerden bildiniz ahsap ve boya aldıgımızı? Aramızdan kim haber ucurdu bakayım.
Hocam nerden bildiniz ahsap ve boya aldıgımızı? Aramızdan kim haber ucurdu bakayım.
Kuşlar söyledi. Galiba kargaydı :)
IAMTHELAW
14-12-2008, 00:11
Latiğinizi 8 lik ile değiştirmenizin iyi olacağı kanaatindeyim. 6 lık lastik daha çok aşırı rüzgarlı havalarda kullanılacak bir ekipman.
Metin bey, güzel bir planör ile kastınız kompozit planörler ise çok çok erken olduğunu direk söyleyebilirim. Planöre yazık olur.
Sizin biraz 2m sınıfı bir planörle planör uçuşunu ilerletmeniz lazım. Termik neye benzer bunu anlamanız gerek. Termikle buluşmayan planör zaten planör olmaz, adamı iki günde bezdirir. Planöre zarar vereceğinizi sanmıyorum, gayet iyi uçuruyorsunuz pilotajınızda sorun yok. Ama planörün kendine özgü bir uçuş şekli vardır. Bunu kavramanız lazım. Planör uçuşunun en büyük mücadelesi havayı tanımak, havayı okumaktır. Şimdi bir planörünüz var, gerisi sabrınıza kalıyor. Asıl eğlence havayı ve uçağınızı okumayı öğrendiğinizde başlayacak. Umarım bir imkan olur da baharda bir şekilde bir araya gelebiliriz. Kısa bir birliktelik bile olsa öğrendiklerimizin bir kısmını size aktarabilsek çok faydalı olacaktır.
Planörünüzü uçururken onunla havada mücadele etmeyin, onu kendi haline bırakın, onu iyi izleyin. Farklı bir gözle bakmanız lazım. Bir süre sonra başlarda size dümdüz uçuyor gibi gelen uçağınızın termik içindeki sinyallerini algılamaya başlayacaksınız. Normal şartlarda motorlu bir uçakta hiç bir şey ifade etmeyen minik kıpranışlar, kanadınızın-uçağınızın ufak oynamaları, süzülüş/çöküş oranındaki ani değişiklikler vs. size termikleri gösterecek.
Öğrendikçe içine çeker planör uçuşu. Ama hep dediğim gibi bu uçuş tipine başlamak ve bu süreci atlatmak motorlu uçakları uçurmayı öğrenmekten daha fazla zaman alıyor. Bizde sabreden derviş misali şimdi meyvelerini yiyoruz. Tüm uçuş tiplerinin kedine özgü bir zevki var, bununki de özel, yapmadan anlşılması zor bir zevk.
Teşekkürler.
Bugün net bir şekilde farkettim ki patlar motorlu uçurur gibi yükseliş kumandası veriyorum dönüşlerde. Hızı çok çabuk azaltıp çökmeye neden oluyorum. Bir sonrakinde daha hızlı uçmayı ve geniş çaplı dönüşler yapmayı deneyeceğim. Yükselişle gereksiz oynamalar yapmamak lazım. Bir de video kayıtları yapıp sonra izlemek çok işe yarıyor havada farkedemediğim hataları görebiliyorum.
8mm lastik alıp yaza kadar bununla uçayım bakalım nereden nereye geleceğim.
IAMTHELAW
14-12-2008, 00:55
Metin bey bunlarda da dönüşlerde yükseliş kumandası gerekiyor. Ancak nazik olmalısınız her kumandayı verirken. Bu uçaklardaki tek agresif dönüş güçlü termikler içindeki dönüşlerdir. O zaman yatırıp uçağı asılırız elevatöre, planörde her dönüşte çok ciddi irtifa kazanır. Ama ondan ötesi elimiz kumandaya giderken bilirizki gereksiz her dönüş değerli enerjimizden bir gıdım azaltır. Bırakın uçak kendi uçsun, rahatsız olduğunu uzaklıkta çevirin onu bir başka yöne. Bir termik arama paterni var daha evvel bahsi geçmişti bu konunun başlarında. Onu uygulayınca biraz da sabırla illaki termik bulunur.
Bu uçaklar elden geldiğince düzgün inşa edilmeli, mümkün mertebe az müdahale edilmeli uçuruken ki termik belirtileri ile verdiğimiz kumanda yüzünden olan oynamaları birbirinden ayırt edebilelim.
Bir süre sonra göz öyle bir alışıyorki çok kolay oluyor.
Recep neredeyse 1 yıldır bizimle planör uçuşuna geliyor. Kendisinin yamaçta uçurdukları hariç termik planörü olmadı hiç. Ama şu an hangimizin planörünü uçursa termik bulur hemen.
Bugün Receple aramızda geçen kısa bir diyalogtan örnek vereyim.
Planörü dümdüz uçuruyorum bir yöne doğru. O esnada çok çok minik bir elevatör kumandası verdim uçağa, ama o kadar azdı ki belki yarım mm oynattım çubuğu. Recep hemen yakaladı planördeki belli belirsiz yükseliş hareketini; Aman abi orada birşey var dedi.
Benim cevabım; sakin olun ben yanlışlıkla dokundum elevatöre :) Termik mermik yok bize bugün.
Avdan elimiz boş döndük zaten....
Yaz gelince bizim stadın suni çimleri müthiş ısınıyor. Herhalde her yer termik olur. Stadda biraz termik içi yükseliş çalışır sonra yukarki pistte arama çalışmalarına başlarım. Aramayı da bulunca yapılacakları da ezberledim.
Bu arada bugün birkaç çıkış da oğluma yaptırdım. Planör işini daha çok sevdi. Modeli havada gözlemlemesi benden iyi. Öyle olunca pilotajı da iyi oluyor. Devamını getirecek mi bilemiyorum.
.....
Planörünüzü uçururken onunla havada mücadele etmeyin, onu kendi haline bırakın, onu iyi izleyin....
İşte planör uçuşunun püf noktası bu Metin hocam. Motorlu uçuşa alıştıktan sonra insana tuhaf geliyor ama planörde uçağı biraz kendi haline bırakmak şart.
Motorlu uçuşta çok sık manevra yapıyoruz. Halbuki planörde uzun, düz hatlarda uçmak gerekiyor termik aramak için. Çoğu zaman bu uçuşlarda radyonun çubuklarına dokunmuyoruz bile. Sonuçta her manevra enerji ve irtifa kaybına neden oluyor.
IAMTHELAW
14-12-2008, 10:47
Eski videoları kurcalarken, Eskişehirden sevgili Yavuz un geçen sene bir yarışmada benim bir uçuşumu çektiği videoya rastladım. Çıkışın ortalama yüksekliği hakkında bir fikir verecektir.
Termik bulamamışım, uçuşum 3,5 dakikayı geçmiş ama relaunch etmek için dönüp inmişim. Uçağı inişte vakit kaybı olmasın diye yakalayan ise o gün caller lığımı yapan Kadir hocamızdı...
http://www.vimeo.com/1128703
İşte planör uçuşunun püf noktası bu Metin hocam. Motorlu uçuşa alıştıktan sonra insana tuhaf geliyor ama planörde uçağı biraz kendi haline bırakmak şart.
Motorlu uçuşta çok sık manevra yapıyoruz. Halbuki planörde uzun, düz hatlarda uçmak gerekiyor termik aramak için. Çoğu zaman bu uçuşlarda radyonun çubuklarına dokunmuyoruz bile. Sonuçta her manevra enerji ve irtifa kaybına neden oluyor.
Planörün arkasına "kurcalama ben uçarım" diye yazı yapıştıracağım :)
Eski videoları kurcalarken, Eskişehirden sevgili Yavuz un geçen sene bir yarışmada benim bir uçuşumu çektiği videoya rastladım. Çıkışın ortalama yüksekliği hakkında bir fikir verecektir.
Termik bulamamışım, uçuşum 3,5 dakikayı geçmiş ama relaunch etmek için dönüp inmişim. Uçağı inişte vakit kaybı olmasın diye yakalayan ise o gün caller lığımı yapan Kadir hocamızdı...
http://www.vimeo.com/1128703
Benim çıkışlara göre çok farklı. Yataya geçtikten sonra uzun süre kancada kalmış ve yükseklik benimkinden çok çok fazla. Doğal olarak havada kalma süresi de fazla.
İlk seferinde bunu deneyeceğim. Yatayda bir süre ilerlemesini bekleyeyim.
Bu sefer kancadan kurtulmak için acele etmedim. Ancak lastiği bağladığım yer biraz yanda kaldığı için maksimum gerdirmeyi yapamadık. Yine de öncekilere göre daha iyiydi. Hakan ve Cengiz de planörle tanıştılar.
Haftaya 8mm lastikle denemeler başlayacak.
http://www.youtube.com/watch?v=86mAfb2h-HY
86mAfb2h-HY
Önceki denemelere göre bariz fark var. Çok daha usturuplu çıkıyor. Ama çıkış sonrası çöküş çok hızlı. Normalde albatros'un o kadar hızlı çökmemesi lazım. Sanki stadın üzerinde ciddi bir bastırıcı varmış gibi.
Tam kancadan kurtulduğu yerde değil de sağ taraftaki pano demirlerine doğru bir silkelenme ve çöküş oluyor. Aslında kancadan kurtulduğunda hızı da çok yüksek değil biraz da o yüzden çöküyor herhalde. Acilen yukarki pistte denemem lazım bunu. Ama stadın lüksüne de fena alıştım :)
Yine bir ilginç durum. 8mm lastik siparişi vermiştim geldi ama soğuktan kullanmaya fırsat olmamıştı. Lastiği 50m olarak sattıkları için yarın denerim diyerek 30m ölçüp keseyim diye ambalajı açtım. Biraz ince gibi geldi ve kumpasla fazla kıstırmadan ölçtüm 6.5 mm geldi. Eski kullandığım biraz daha inceydi ve onu ölçtüğümde de 5mm olduğunu gördüm. Bu yeni lastik ile biraz daha güçlü çıkış yapabileceğim kesin ama hala 8mm lastik ile ne olacağını deneyemeyeceğim.
Firmanın web sitesine bakıp da telefonla sipariş verdiğinizde başınıza gelebilecek sıradan bir durum.
Planör Atış Teknikleri Eğitim Videosu (http://www.hobbyrc.com/forum/showthread.php?t=42871) Başlığından alıntıdır.
Etrafımızda motorlu uçak uçuran çok sayıda modelci olmasına rağmen iş planörlere gelince bilginin aktarılması veya yeni başlayanların bu işe heveslendirilmesi anlamında bizlere çok iş düşüyor.
Sanırım planör uçurmak isteyenleri bekleyen en büyük zorluk motorsuz bir hava aracını nasıl havalandıracaklarını bilmemeleridir.
İyi kötü bir bungee edinen planör meraklısı onu nasıl kullanacağını bilmez ise planörüne veya kendine kısa sürede zarar vermesi/kırması içten bile değil.
Kendi adıma çok fazla sayıda planör fırlatmışımdır ama iki hafta evvel Videoyu yapmaya karar vermeme neden olay olay sonucu videodaki uçağımın gövdesini bir fırlatma anında kırdım. Bu örnek bize bir bungee veye planör çekme sistemi ile çalışırken ne kadar dikkatli olmamız gerektiği konusunda yeterli. Gerek yarışmalarda gerekse kendi aramızdaki uçuşlar sırasında sayısız defa bungee kazası gördüm. Bu konudaki tecrübenin verdiği rahatlık kırımın en büyük sebebi idi.
"Bungee zalimdir !" sözünü hatırlatarak haftasonu çektiğimiz eğitim videosunu beğeninize sunuyorum.
Belki atladığım bazı hususlar olabilir ama bu ilk çekimde aklıma gelenler bunlardı. Ekleyecek bilgisi olan arkadaşlar bu başlığın altına yazarlar ise bungee kullanımı konusunda iyi kötü Türkçe bir kaynak olur.
Ayrıca F3J planörü ile çekim yaptık fakat anlatılan bilgiler 2 metre planörler içinde uygulanabilir. Arada fark yok.
http://www.vimeo.com/5925128
5925128
Termik içi uçuşun, dönüş yönüne nasıl karar veriyorsunuz?
Sanırım termiki bulduktan sonra dönmeyi kastediyorsunuz.
Sağdan yada soldan mı dönmeliyiz?
Bunun en güzel cevabı denemek.
Hani derler ya kuzey yarım kürede şurdan, güneyde şurdan.
Ben kuşlara bakıyorum her iki yönden de dönüyorlar.
Kısacası cevabım şu;
Siz termiği bulunda nerden dönerseniz dönün:)
hatta aynı termikte farklı yöne dönen kuşlar bile oluyor bazen.
termik sadece su seviyesine dik olarak hareket ederse söylediklerinize bir şey diyemem ama termikler cogunlukla yukarıya bir spiralmiş gibi dönerek çıkarlar ve spiralin tersi yönde dönersek uygun olmaz gibime geliyor
yeteri kadar büyükse yükselen hava kütlesi, nerede hangi yöne döndükleri pek fark etmezdi.
IAMTHELAW
02-09-2009, 11:19
Kişisel tecrübelerime göre hangi tarafa döndüğünüzün hiç bir önemi yok. Birolun dediği gibi yeterki bulun ve dönün. Bunu uçağa karşı esen bir rüzgar gibi düşünmeyin.
Merhaba
Şu an elektrik motorlu planörler de var. Bunlarında gördüğüm bir çeşidi elle atılıyordu. Tekerlekleri yoktu. Aynı şekilde mi atılıyorlar. Daha mı kolay bunların uçuşu acaba?
IAMTHELAW
17-09-2009, 22:46
Elektrkli motorlu planörlerin çok büyük bir çoğunluğunun ağırlık, drag gibi faktörler sebebi ile iniş takımı bulunmaz. Planörler doğaları gereği bir çok motorlu uçaktan çook daha yavaş uçabilirler. Kanat yüklemeleri nedeni ile stall olmaları daha zordur. Bu yüzden tüy gibi getirip avcunuzun ortasına bile indirebilirsiniz.
Uçuğun kolaylığı kısmıı tam anlayamadım.
Planör ü planör gibi uçurmak için motorlu uçuştan farklı bir takım bilgilere hakim olmanız gerekir. Ama motorlu uçuştan zor değildir. Hatta motorlu bir planör ile bir kişiye kumandalı uçuşu öğretmek diğer motorlu uçaklara kıyasen daha kolaydır.
Uçuşun kolaylığı derken kolay kontrol edebilmeyi kasteddim. Yani daha kolay mı kontrol edilebilir planörler.
Ben de bir tane ASW 15 satın aldım. Köpük gibi birşeyden yapılmış. 2metre kanatı var. Ve elektrik motorlu. Tekerlek yok. Elden atılıyor. Daha önce planör kullanmadım.
Bu konuda tavsiyeleriniz var mı.?
Bu başlıktaki yazılanları okuyorum ama eletrikli ile ilgili değil sanırım.
Herkese merhaba
Ustalara sorum olacaktı:
Termik, bir acemi için, rüzgara karşı giderken mi, rüzgarı arkaya almışken mi, ya da rüzgara 90 derece uçarken mi daha kolay anlaşılabilir?
Bir de foam, motorlu 2 m. glider yanlış planör alışkanlıkları edindirir mi, öğrenmeyi geciktirir mi?
Hiç yavaş uçmuyor bu uçak...
Son sorum evim küçük, albatrosun uçuş görüntüleri çok güzel,alternatif olarak ne almalıyım deneyimsiz biri olarak?
Çok teşekkür ederim şimdiden.
IAMTHELAW
01-12-2009, 13:27
Termik her durumda anlaşılabilir ancak genel olarak uçaklar rüzgara karşı gitmeye çalışırken kabarma ve yavaşlama eğilimindedirler. Genelde aranırken rüzgara 45 derece açılı gitmek en uygun yoldur. Rüzgar nereden gelirse gelsin uçağa yandan baktığımız durumlarda uçağın yükselişveya alçalışını anlamak daha kolay olur. Adı planör olan bir uçak çok hızlı uçmaz aslında. Termik bulduğunuzda tüm uçaklar yükselir. Bahsettiğiniz planörde eminim yükselir. Başlarda termik belirtisinin ne olduğunu anlamak/algılamak zor oluyor. Rüzgardanmı yükseldi, minik bir türbülansmı yoksa koca bir termik mi bunu anlamak en kolay bilen birileri ile uçmakla olur.
Albatrosun hazırını bulamazsınız (ikinci el hariç) o da 2 metrelik ve kanadı 2 parçaya ayrılan bir plönördür. Plönörlerin çoğunda kanatlar bir joiner aracılığı ile birleştirilir ve parçalara ayrılabilir.
Bu sayede, 3,5 metrelik bir F3X sınıfı planör bile parçalara ayrıldığında elektirikli ufak bir ucaktan daha az yer kaplar.
albatros affedici bir uçak doğru imal edildiğinde. model imal etmeyi biliyorsanız tavsiye ederim.
planör123
17-04-2010, 20:00
ben de yeni diamond pilanör aldım nasıl kullanımı?
Diamond motorlu bir planör. Gazı açıp elden atacaksınız yeterince yükselince kapatacaksınız süzülecek. Sonra tekrar gazı açıp yükseleceksiniz. Uçurma işi model uçak gibi olacak.
orkanmurat
24-01-2011, 14:21
baştan sona okudum :) şimdi sıra öğrendiklerimi uygulamada ;)
Tadı damağında kaldı tabi. Yaza doğru başlarız uçurmaya. Koray da başladı Albatros'a bendekini de yapalım yazın üçlü kol süzülüşü yaparız.
orkanmurat
25-01-2011, 15:38
Gerçekten süper olur. hem belki bir kaç kişi daha başlarsa takım hayalide hayal olmaktan çıkar :)
balkesli
13-02-2011, 13:13
Bu soruyu burda sormaktan çekiniyorum ama yinede sormadan öğrenemem
Yapımına devam ettiğim F1A A2 Leylek modeli var.Normalde leylek modeli 2 kişi ile çekilerek havalandırılıyor.
Peki ya tek kişi olursam Hi start ( bungee) yöntemini kullanabilirmiyim?
Kullanabilirsem riskleri nelerdir?
Teşekkürler
IAMTHELAW
13-02-2011, 17:05
Bizim 2 metre planörler için kullandığımız ucuz yollu bungeeler örgülü lastikten ve 8 mm. Bunlarla yeterli gerginlik elde edildiğinde bayağı güçlü bir şekilde modeli çekiyorlar. Bizim modellerin kanat katlamaması için orta kısmı, joiner box ı vs bayağı bir güçlü. Eğer kanat ortasında bir zayıflık varsa model kanat katlar ve kırılır. Ben kompozit malzemelerle yapılmış a2 modelleri gördüm ve sizin bant bizim zoom dediğimiz işlem esnasında model çok büyük bir yüke maruz kalmasına rağmen hiç zorlanmıyorlar. Bir bungeedeki risk modeli ilk bıraktığınızda aniden büyük bir hızla iler atılması, o esnada kanat ortasına büyük yük biner. insan koşması esnasında bungennin ilk hızı kadar hız üretemez sanırım. Ama yine de teorik olarak mümkün görünüyor denemek istediğiniz husus. Aslında özel bir tür lastikten yapılan ve yurdışında satlan yumuşak çekişli bungeeler var tam sizin aradığınız türden onlar ama bizim buralarda kullandığınız örgülü lastikler de işini görür sanırım. Başlarda az gerdirip modele bindirdiği yükü gözlemleyerek sonra daha çok gerdirmek suretiyle deneyebilirsiniz.
balkesli
13-02-2011, 17:36
verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederim benim korkumda kanat katlanması üzerineydi ve leylek modelinin kanatları sökülüp takılabilir şekilde yapılmış.İçerisinde bulunan metaller gerçekten sertler düzeltmek baya bir vaktimi aldı.Ama hiç bungee sistemi görmediğim ve balıkesirdede olmadığı için yorum yapamıyorum :( .Deneyip görmek en doğrusu sanırım.
Bir kaç sorum var umarım sıkmıyorumdur.
-Leylek radyo kontrolsüz arka dümendeki fitil sönebilirmi?( yada fitil yerine bungeeden kurtulduğu anda ruder ile birlikte onudamı aktif etsem...?)
-Örgülü lastik olarak bahsettiğiniz lastik hakkında ne yazıkki bir bilgim yok bu lastiğe ne şekilde ulaşabilirm?
Bu zamana kadar sürekli motorlu uçaklarla uçtum ama yaptığım A1 Filamingo ve A2 leylekten sonra planörlerin aslında inanılmaz güzel modeller olduğu kanısına vardım ve tabi bu sene inönüde izlediğim planörler havacılığın çok farklı bir yönünü açığa çıkarıyorlar... :)
tekrar teşekküe ederim.
IAMTHELAW
14-02-2011, 09:58
Örgülü lastik şudur: http://www.girispvc.com/urun_detay.asp?id=185
İlgili firmanın linki: http://www.girispvc.com/
İletişim kısmından telefon ile arayıp konuşursanız para havale ettiğinizde kargo yapıyorlar. 30 metre 6 mm olandan alabilirsiniz. 15-20 TL kadardı fiyatı son hatırladığım.
Fitil rüzgarda sönermi bilmiyorum bundan serbest uçuşçu arkadaşlar anlar. İlk çıkış anında misina ile çekilirken de belli bir rüzgar oluyordur o zaman sönmüyorsa, lastikle atınca da söneceğini sanmam.
Diğer model tiplerinin hepsini uçurmuş biri olarak planörlerden aldığım tadı hiç birinde bulamadım. Planörler konusundaki düşüncelerinize katılıyorum.
Biraz düşündüm de lastikle serbest uçuş modeli atmak pek mantıklı değil. Radyo kontrollü planörde biz uçağı kancadan kurtarmak için zoom isminde bir manevra yaparız. Uçağın burnunu yere basıp sonra geri çekeriz ki misine kancadan kurtulsun. Bungeeden uçağın kendi kendine kurtulması neredeyse imkansızdır. Serbest uçuş yapacak planörün kancadan kurtulmasının mümkün olmadığını düşünüyorum. Çünkü misina ile çekişte siz modelin altına girip kancayı elle yaptığınız bir hareketle çıkartıyorsunuz. Bungee ise sürekli olarak modeli çeker ve lastiğin enerjisinin bittiği yerde model balık gibi misinada kalır.
Planörlerden hoşlanıyor iseniz bir gün radyo kontrollü planörleri denemenizi tavsiye ederim. Eğer bulabilirseniz 2 metre sınıfı bir planörle çok keyifli zaman geçireceğiniz garantidir.
Leylek oldukça hafif ve de zayıf bir planör. Joiner alüminyumlarının sert olması sizi yanıltmasın. Tam güç bir bungee çıkışına mümkün değil dayanmaz. Hele 6mm bungee ilk başta çok faza yük bindiriyor. Kanat joineri dayansa, başka bir yeri patlar modelin.
Bir de, Oykun'un bahsettiği gibi, kancadan kurtulamama olayı var, A2'lerde döner kanca bir bilek hareketi ile serbest kalıyor, ancak bungee bunu yapmayacağı için uçağı yere çekip şrak diye çakacaktır.
Belki daha geniş açılı bir kanca kullanarak bu sorun giderilebilir ama deneme-yanılma sürecinde "yanılma" kısmının telafisi çok zor oluyor sonra.
Siz yanınıza bir arkadaş bulup misina ile havalandırın yine en iyisi.
IAMTHELAW
14-02-2011, 12:26
İllaki ben a2 yi yanlız uçuracağım, genel durum budur diyorsanız; yerden yüksekliği 1,5 merte kadar tahta, metal bir çubuk veya olta kamışı benzeri veya ucuz yollu kamera tripodu gibi bir dikmenin uç kısmına monte edilmiş, icat edeciğiniz ve modeli hafifçe tutacak kıskaç benzeri bir tür kalkış rampası yaparsınız, siz modeli bu bırakma rampasına tutturur ve misinanın diğer ucuna gidip modelinizi sanki birisi bırakıyormuş gibi koşarak havalandırırsınız. Teorik olarak böyle birşey yapmak mümkün gibi görünüyor ama pratikte işe yarar mı bilemiyorum. Modeli bırakan tam olarak ne yapıyor bilmiyorum sadece bırakıyorsa bu sistem işe yarayabilir.
balkesli
14-02-2011, 17:06
Verdiğiniz değerli bilgiler için teşekkür ederim :)
İşin doğrusu trainerda uçurdum F22 gibi uçakllar uçurdum.
Ama THK'nın ileri tekamül leylek kursuna başlayınca bu iş ilgimim çekti benzin parası o yok :D Pil bitti derdi yok :D Sanırım tek sorun güneşin kaybolması onuda engelliyemeyiz :)
Bu işin espiritüel yanı ama bu sene 11. sınıf olacağım seneye öss için hazırlanacağım ve son zamanlardaki planöre olan ilgim yüzünden albatros gibi bir model ile başlamayı düşündüm.
Neden albatros?
Birçok forumda ve yazıda albatrosun iyi bir model olduğunu ve yeni başlıyacak biri için uygun bir model olduğunu duydum
Birde kendim yapmak istesiğim için çünki ahşap ile uğraşmaktan zevk alıyorum ve hiç film kaplama yapmamıştım bu sayede kaplama konusunda deneyim kazanmak istiyorum.
Sizlerin de önerilerini almak istedim teşekkürler.
IAMTHELAW
14-02-2011, 17:21
Albatros radyo kontrollü planör modelciliğine başlamak için son derece yeterli ve idealdir. İnşası da kolaydır uçurması da. Zamanı gelince yazın buralara her noktasında yardımcı olurum.
balkesli
14-02-2011, 17:28
Oykun abi bu hızlı cevabın için teşekkür ederim :)
Demekki ben hızlı bir şekilde para biriktirmeye başlıyorum :)
Tekrar teşekkürederim.
recepcyln
15-02-2011, 00:39
İlk termiği yakaladıktan sonra bu bağımlılığın geri dönüşü neredeyse imkansız :D
Oykun abi bu hızlı cevabın için teşekkür ederim :)
Demekki ben hızlı bir şekilde para biriktirmeye başlıyorum :)
Tekrar teşekkürederim.
kiti alıp montaja başlayabilirsin. kitle beraber kaplamayı da al. geriye az bir masraf kalır. o arada biraz para biriktirip servoları alırsın. zaten 2 tane kullanacaksın. kumandan ne durumda bilemiyorum, uyduruk birşey değilse idare eder. başlamadan önce de kim yapmış nasıl yapmış satır satır tüm inşa başlıklarını oku. kafana takılanları sorarak adım adım gidersen havalar ısınırken planörün hazır olur.
balkesli
15-02-2011, 07:43
elimde altı adet servo var :D elektronik konsununda sıkıntım yok :) ama kumandam art tech 4 kanallı kumandası :( Elektrikli uçaklarımda sorun yaşamamıştım. Kit için para biriktirmem lazım çünki mayıs ayında fransaya gidiyorum 10 günlük program ile ancak oradan gelince alıcam ama eyer biraz zorlayabiirsem yakın zamanda alırım. Alsamda sınavlar yüzünden başlıyamam ama elimde olması iyi olur. İnşaatla ilgili hem hobbyrc de hemde diğer forumlarda bir çok konuyu inceledim ve incelemeye devam edeceğim .
Yardımlarınız için teşekkür ederim :)
Doğukan başladığında bir başlık açarsın. Adım adım yaparız montajını. Ben de yanımda bilen biri olmadan buralarda sorarak uçurdum. Dikkatli okursan iyi gözlemlersen ve doğru soruları yakalarsan çok rahat edersin. Sınavları falan hallet kafan rahat olsun, bir taraftan yaparken diğer taraftan foruma yazacak zamanın da olsun.
balkesli
15-02-2011, 16:50
Haklısın Metin abi dediklerini dikkate alıcam :)
balkesli
16-02-2011, 16:36
Real flight G4 te 2m sınıfı planör önerisine açığım :D
Uçuş alanı hakkındada :D
Ve planörü kaldırmak için ne yapmam gerekiyor termal bile yakalıyamıyorum :(
veya hi-start benzeri bir başlangıç yapabiliyormuyuz??
teşekkürederim...
balkesli
04-06-2011, 17:18
Metin abi bu son yazışmalarımızı bu gün tekrar denk geldi gördüm :D
Durum çok garip :D Param var.Herşey hazır ama planör yok :D Albatros tükendi.
Birol abiye kamikaze siparişi verdim onunda piyasaya çıkmasını bekliyorum.
Sınavlarım da bitti . Bu boşluktan yaklaşık 1 haftadır durmadan planör uçuşu ve inşaatı hakkında yazı okuyorum.
Umarım kamikaze çabucak piyasaya sürülür.
orkanmurat
21-08-2011, 14:45
Real Flight G4 te ismini yanlış hatırlamıyorsam 2m handglider diye motorsuz bir planör vardı. Pist olarak ta termal park diye bir pist var. ben onlarla çalışmıştım, orada hi-start a gerek yok tek yapman gereken başlarken termalleri görünür hale getirmek, planörü elden fırlatıp termallerin üzerinden geçince çabucak yükseltiyor planörü sonrası sana kalmış. kolay gelsin :)
vBulletin v4.1.7, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.